görsel 2 Kitap Tavsiyesi: Öğreten, Üzen, Şaşırtan ve Cesaret Veren Yaşamlar

Türk Aynştaynı Oktay Sinanoğlu, Alfa Yayıncılık, Söyleşi: Emine Çaykara 

Kitap; başarının şansa değil, kişinin kendine olan inancına ve çalışmaya bağlı olduğunu gerçek bir hayattan yola çıkarak anlatan; başarının ilimden, bilimden, vatan sevgisinden, dostluktan ve dürüstlükten ayrı gerçekleştirilemeyeceğini ve çalışmanın kutsallığını vurgulayan; ayrıca Oktay Sinanoğlu gibi daha nice bilim insanımıza destek olmak yerine köstek olan iki yüzlülerin kirli oyunlarını ortaya seren önemli bir eser. Prof. Oktay Sinanoğlu ile gerçekleştirilen uzun bir söyleşi ile ortaya çıkan kitap; düşünen ve üreten inanların değerini ortaya sermiş bence. İnsan okudukça başarılı insanlara gıptayla bakıyor ama kıskançlık içinde değil, kendini geliştirmek adına. Okuyun, okutun. Güzel insanlar çok yetişmiyor…

Kitabın “Arka Kapağı”ndan alıntı:

1956 yılında Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’de Kimya Mühendisliği’ni birincilikle bitiren, sekiz ayda MIT’yi birincilikle bitirerek Yüksek Kimya Mühendisi olan Sinanoğlu henüz 26 yaşındayken ABD’nin Yale Üniversitesinde son üç yüz yıldır Batı’nın en genç profesörü unvanıyla bir rekorun sahibi oldu.

Sinanoğlu, kimyaya matematiği sokarak önemli buluşlara imza attı, fizik, astrofizik, nükleer fizik, moleküler biyoloji gibi çeşitli dallarda ‘Harika Çocuk’ olarak görülüp uluslararası bilim dünyasını şaşırttı. Hayatı boyunca dünya çapında bilimsel pek çok ödül aldı, Türkçe’nin önemine dikkat çekti ve Türkiye’de bilimin gelişmesi için mücâdele verdi. Anadilin bir toplumun sürekliliği için yaşamsal olduğunun altını çizerek büyük çapta bir bilinçlenme yarattı.

(…) Sinanoğlu’nun ülkemizde bilimin neden gelişmediğini kendi yaşamından örneklerle açıkladığı bu kitapta hem baş döndürücü bir kariyer öyküsü hem Türkiye gerçeklerinin yansımaları var. Sinanoğlu şöyle diyor: ‘Halkın tarihine, diline, Osmanlı atalarımıza, inançlarına, binlerce yıllık Asya kökenli insani değerlerine, geleneklerine yabancılaştırması, hatta düşman ilan edilmesi, sonunda kafalar hazır hale gelince de ülkenin yağmalanması her gün hız kazanıyor.’ “

Halide Edib – Biyografisine Sığmayan Kadın, Yazan: İpek Çalışlar

Aşkın ve hürriyetin her gün yeniden kazanılması gerektiğine inanan, dünya çapında entelektüel bir kadın: Halide Edib… 1915 Ermeni tehcirinde sesini yükseltmiş; idam cezasına yüz yıl önce karşı durmuş birkaç aykırı isimden biri… Mahatma Gandhi’nin, Bertrand Russell’ın ve Yahya Kemal’in yakın dostu…

İpek Çalışlar’ın detaylı bir araştırması sonucunda ortaya çıkan eser; bugüne kadar gün ışığına çıkmamış arşiv belgelerine, mektuplara ve tanıklıklara yer veriyor. Mahatma Gandhi’nin tanışmak istediği bu derinlikli kadını tanımak, bir kadının hangi koşullardan olursa olsun karanlık delhizlerden çıkabileceğini gösteriyor. Öğreten, üzen, şaşırtan ve cesaret veren bir hayat bence…

“Her an attan düşebilirdim. Hayır, insan vücudu dediğimiz et ve kemik külçesine yenilmeyecektim. Attan düşsem bile, karar vermiştim, sessiz sedasız düşecektim. Düştüğümü kimsecikler duymamalıydı.” s.206

Bir Cevap Yazın