görsel 4 Otobiyografik Roman Önerisi

Bu yazıda; okumaktan keyif alacağınız, yazarları daha yakından tanıyacağınız romanlardan 4 tanesine örnek verdim: Joyce’dan “Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi“, Sylvia Plath’dan “Sırça Fanus“, Imre Kertesz’ten “Kadersizlik” ve bizden biri Orhan Kemal’den “Baba Evi – Avare Yıllar“. Her biri yazarlarının hayatlarından derin izler ve yansımalar barındırıyor ve her biri bize gerçek düşüncelerini örtbas etmeden anlatıyor diyebilirim. 

Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, James Joyce (Çev.: Murat Belge), İletişim Yay., 339 Sayfa.

Bu kitabın elbette çok baskısı var ancak ben Murat Belge tarafından çevrilen baskısını daha başarılı buluyorum. 2 Şubat 1882 – 13 Ocak 1941 tarihleri arasında yaşayan James Joyce bu yarı otobiyografik romanını, İrlanda’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından esinlenerek kaleme almış. Roman genel çerçevede genç Stephen Dedalus’un bir sanatçı olabilme arzusuyla, hayal gücünü boğan ve yaratıcılığını sindiren kiliseye, okula ve topluma başkaldırışını anlatıyor. Arka planda ise yazarın bağımsızlığını ilan etmesi için ailevi, kültürel ve milli değerlerini sorgulamasını içeriyor. Romanın başkahramanı tarafından söylenen Non serviam (“Hizmet etmeyeceğim”) sözü ise yazarın kişisel sloganı gibi…

Sırça Fanus, Sylvia Plath (Çev.: Handan Saraç), Kırmızı Kedi, 256 Sayfa.

İkinci tavsiyem, Sylvia Plath’tan Sırça Fanus. 27 Ekim 1932 – 11 Şubat 1963 tarihleri arasında yaşamış olan yazarın kendi hayatından yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı bu eser; 1950’lerde New York’a büyük hayallerle gelen ve burada önemli bir moda dergisinde iş bulan parlak üniversite öğrencisi Esther Greenwood’un yaşadığı iş yoğunluğunu, hayal kırıklıklarını, kaybettiği masumiyetini, çöküşünü ve intihar girişimlerini anlatmaktadır.

Sırça Fanus; yazarın ölümünden bir ay önce basılmış ve bence yazarın intiharını hazırlayan sebepleri çeşitli şekillerde içeriyor. Yazarın ölümünün nasıl gerçekleştiğini de kısaca hatırlatayım: Sylvia Plath 11 Şubat 1963 tarihinde sabah erkenden kalkıyor ve çocuklarının uyuduğu odaya çıkıyor. Çocuklarına bir tabakta ekmek, tereyağı ve iki bardak süt bırakıyor. Ardından alt katta bulunan mutfağa iniyor, kapıyı ve pencereyi havlularla sıkıca kapadıktan sonra fırını açıyor ve kafasını içine sokup gazın düğmesine basıyor. Birkaç saat sonra yerde ölü bulunuyor.

Kadersizlik, Imre Kertesz (Çev.: İlknur İgan), Can Yayınları, 224 Sayfa.

Çağdaş Macar edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Imre Kertesz‘in bu eseri; 16 yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencinin, babasını çalışma kampına yolcu etmesiyle başlıyor. Bir süre sonra, çalıştığı yere giderken, arkadaşlarıyla birlikte o da yolda polisçe yakalanıp Auschwitz toplama kampına giden bir trene bindiriliyor. O andan başlayarak gencin ağzından, gördüğü, duyduğu, tattığı, dokunduğu her şey, tüm ayrıntıları ve canlılığıyla dile getirilir. Genç, hiçbir yorum, hiçbir değerlendirme yapmadan, hiç abartıya kaçmadan, karamsarlığa kapılmadan, tanık olduğu her şeyi, ince bir mizahla anlatır.

“Oradaki bacalarda bile dumanların kesildiği anlarda mutluluğa benzeyen bir şeyler vardı. Belki de asıl bu deneyim benim için unutulmuş kalacak, ama herkesin öğrenmek istediği, yalnızca kötü olan, yalnızca ‘dehşet’. Evet, bir daha soracak olurlarsa, onlara bunu, toplama kampındaki bu mutluluğu anlatmalıyım. Soracak olurlarsa. Kendim bile unutmuş olmazsam.”

Kendisi de toplama kampında kalmış olan Imre Kertesz’in bu romanı, otobiyografik özellikler taşıyor. Macaristan Devlet Bakanlığı’nın basmayı reddettiği Kadersizlik, daha sonra Almancaya çevrilip basılınca, okurlar ve eleştirmenlerin büyük ilgisiyle karşılanmış.

Baba Evi – Avare Yıllar, Orhan Kemal, Everest Yayınları, 222 Sayfa.

Yazdıklarında kimi zaman biyografik öğelerden de yararlanan Orhan Kemal’in en sevilen kitaplarından biri olan Baba Evi, “Küçük Adamın Romanı” dizisinin ilk kitabı. Çocukluktan gençliğe geçişi edebiyatımızda en iyi anlatan metinlerden biri olan Baba Evi, yine yazarın çok sevilen romanı Avare Yıllar’ın öncesini oluşturuyor.

Avare Yıllar; halkına inanan bir yazarın dilinden, bireyin, zorlu bir çocukluğun ardından yetişkinliğe geçişte yaşadığı doğruları bulma mücadelesindeki korkularını, kaçışlarını ve geri dönüşleri anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Bir Cevap Yazın