görsel Adalet Ağaoğlu – Ölmeye Yatmak

“Bir kere ekmek karnelerimizin rengi ayrı. Biz sizinle arkadaş olamayız.” s.272

“Dar Zamanlar” üçlemesinin ilk kitabı olan “Ölmeye Yatmak”Adalet Ağaoğlu‘nun belki de en etkileyici dönem romanıdır.

Bir cumhuriyet kadınını olan Aysel’in ölmek için bir otel odasına kapanmasıyla başlayan roman; tarihsel olarak Cumhuriyet’in ilk yıllarına geri dönerek Aysel, Ali, Aydın ve Dündar Öğretmen üzerinden hızlandırılmış bir modernleşme çabasını anlatmaktadır.

Kitabın arka çerçevesinde ise; 2. Dünya savaşı sırasında Türkiye’nin durumu, günlük gazete haberleri, alınan siyasi kararlar, insanların yaşam şekli, radyo yayınları ve basılan kitaplar gibi tarihsel bilgiler yer alır. Ayrıca açık ve çekincesiz bir Cumhuriyet Dönemi eleştirisi yapan eser; madalyonun öteki yüzünü gösteren önemli bir tarihsel roman özelliği taşımaktadır.

“Birer koltukta karşılıklı oturup sigara içmiştik. Ruhi Su’dan halk türküleri söyleyip Nazım Hikmet’ten şiirler okumuştuk. Bizim hala kurtarmayı başaramadığımız ülkeyi onların nasıl kurtaracaklarını anlamaya çalışmıştım.” … “Sonra Ahmet Arif’ten bir şiir de ben okuyordum. Ya da, benden sonra gelenlerin evirip çevirip devrimciliğe uyarladıkları bir türküye, Batı müziği karışımı bir şarkıya başlıyordum. Devrimciliğin topluca bir dünya görüşü, hatta bir yaşama biçimi olduğunu ona anlatabilmek için başka yolum kalmamıştı sanki.” s.194

Kitabın yazıldığı dönem açısından bakıldığında; halkın gelenek ve töreleriyle çatışan modernleşme çabalarının, dayatılan yaşam tarzı ile bireyin kişisel istekleri arasında sıkışmasına neden olduğu görülmektedir. Öte yandan Cumhuriyet’in ilk yıllarının ve hürriyet kavramına yüklenen anlamların, bir kadın yazar tarafından kaleme alınması, roman kahramanın kadın olması kadar önemlidir.

“Özgür bir Türk kadını” oluşumu onunla kanıtlamadım! Yirmi beş yaşında bir delikanlı ile kanıtladım. Anlaşılan bunu bilmesini istiyorum. Böyle ise, apaçık bir öç alma özlemi içindeyim demektir. Ne ki, bazı çirkinlikler fırsatsızlıktan önlenir.” s. 51-52

Kitabın bazı bölümlerinde, “Biraz abartmış mı acaba?” veya “Bunun Cumhuriyet’le ne alakası var şimdi?” demekten kendimi alamasam da Türk romanları arasında kesinlikle okunması gerekn bir eser olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitabın, Adalet Ağaoğlu‘nun ruh halinden izler taşıdığı da sadece benim fikrim değil…

“Hoş, cenazelerin başında da, “Kalan sağlar bizimdir” diye avunurduk hep. Kalan sağlara sevinmek. Her zaman sevinecek bir şey bulmak… Artık sevinecek bir şey bulmak istemiyorum demek. Geleceğe inanmakla Pollyannacılık arasındaki çizgiyi kesinlikle ayırmak…” s.121

Keyifli okumalar.

2 comments

  1. Açıkçası aydın kadınların başına gelen her felaketten Cumhuriyeti sorumlu tutar bir hali olan bu kitabı ben sizin kadar beğenemedim.

  2. sitenizi yeni keşfettim, ve iki gündür sıkı takip ediyorum. tek kelimeyle muhteşem.
    iyi ki varsınız, emekleriniz için çok teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın