görsel Al Pacino – Lawrence Grobel

Al Pacino

Al Pacino hayranlarının mutlaka okuması gereken röportaj kitabı. Her ne kadar Merve Namlı isimli muhtemelen acemi bir çevirmenin büyük çeviri hatalarıyla dolu olsa da Al Pacino yine kurtarmış durumu ve okunası bir eser olmuş diyebiliriz 🙂

Kitapla ilgili altını çizdiğim veya size spoiler niteliğinde verebileceğim bilgiler ise kısa ve öz. Kitabı okuyacak olanlara da ilginç bir şeyler kalsın.

Yazar, daha önce hiç kimseyle röportaj yapmayı kabul etmeyen Al Pacino ile böyle bir röportaj dizisini oluşturmak için büyük çaba göstermiş. Zaten elde ettiği başarı ortaya sadece bir kitap değil, iyi bir arkadaşlık da ortaya çıkarmış. Al Pacino ile dostluk derecesinde iyi arkadaş olan Lawrence Grobel, mesleğinin getirdiği titizlikleri de ötelemeden bu çalışmayı ortaya çıkarmış. Al Pacino’nun hayat tarzı ile ilgili en genel izlenimini kitabın başında “Biz ceviz kabuğunda hapsolabilir ve kendimi sonsuz uzayın kralı sayabilirim.” sözü ile betimliyor ve kitabı okuduğunuzda bu tanımın gayet yerinde ve doğru olduğunu görebiliyorsunuz.

Yoksul bir aileden gelen, aslında okul hayatında çok başarılı olmadığı için tiyatroya yönlendirilen, ilk filminden önce kendisine teklif edilen 11 filmi reddeden, hiç evlenmemiş ama kadınları seven ilginç ve oldukça mütevazi biri olarak karşımıza çıkıyor gerçek hayatta Al Pacino. Hayata, aşka, ilişkilere, dostluğa, ölüme farlı bakış açıları getiriyor. Kitabı okuduktan sonra düşündüğüm ilk şey, sıradan bir insan olmadığı ve kendisi yerine bir başkasına aynı filmleri oynama fırsatı verilse kimsenin Al Pacino olamayacağı. Hele ki günümüzde kendilerine verilen her film teklifini kabul eden, ünlü olayım da nasıl olursam olayım mantığındaki ünlülerin neden unutulmaz aktörlere dönmediklerinin cevabını, Al Pacino’nun doğuştan gelen seçiciliği, hayat tarzı ve zekasında görüyorsunuz.

“Beni üzen şey insanların diğer insanlara onlardan daha iyi olduklarını söylemeleri.”

Al Pacino

Baba filminin setinde kafası karışık ve düşünceli bir ruh haline bürünebilmek için Stravinsky dinlediğini, dünyadaki en beğendiği oyuncunun Julie Christie olduğunu ve Çehov, Shakespeare, Brecht, Henry Miller, Balzac ve Dostoyevski‘nin hayatına çok şeyler kattığını ifade ediyor. Guguk Kuşu‘nu senaryo açısından oldukça yetersiz ve zayıf bulması beni inanılmaz şaşırttı ve Lawrence Grobel’in bu konuda daha detaylı sorular sormamasına içten içe kızdım açıkçası.

Ara ara müzeye gidip Picasso’nun “Sandalyede Oturan Kadın” isimli tablosunu izlediğini ve her seferinde farklı bir duygu ile müzeden ayrıldığını ifade etmesine hayran kaldım. “Bugün yirmi yıllık oyuncuyum. Daha fazla oynadıkça daha çok ne kadar şey bilmediğimin farkına varıyorum.” sözü, neden bu kadar başarılı bir aktör olduğunu çok iyi anlattığını düşünüyorum. Ayrıca bir ara konuyu değiştirmek için “Ölürsem mezar taşıma ‘Sorunlarını daha yeni çözmeye başlamıştı. On beş yıla mutlu olabilirdi, büyük ilerleme kaydetti!’ yazabilirsin demesine de güldüm diyebilirim.

Kitap, Al Pacino ile ilgili yukarıda sıraladıklarımdan çok daha fazla bilgi içeriyor elbette. ben daha fazla spoiler vermeden yazıyı bitireyim ve siz de okuyacaksanız okuyun artık 🙂

Unutmadan en sevdiği yemek spagetti ve köfte ve ikinci bir favorisi yok ve favori kurabiyesi ise Lavagetto.

İlgilenenlere şimdiden keyifli okumalar 🙂 🙂 🙂

Bir Cevap Yazın