görsel Ankara Devlet Opera ve Balesi: Hamlet

3

William Shakespeare’in Hamlet adlı eserinden uyarlanan bale gösterisi bu sene en merak ettiklerim arasındaydı. Ancak büyük hayal kırıklığına uğradım. Beklentim mi çok yüksekti, baleden mi anlamıyorum orası tartışılır ama büyük hayal kırıklığı ile çıktım. Öncelikle dekor beni hiç tatmin etmedi. Danimarka Kralı’nın yani Hamlet’in babasının Elenor Sarayı’nda düzenlenen cenaze töreni ile başlayan gösteride arkadaki kale duvarının dokusu, üst üste yığılı bir odunluk havası vermiş. Projektörle en arka perdede sürekli kabaran deniz görüntüsü de ne dekora uymuş ne de gösteriye bir şey katmış. Kostümler de oldukça zayıftı. Zayıftan kastım örneğin yeni Danimarka Kralı (Hamlet’in amcası) ile Kraliçe’nin (Hamlet’in annesi) kostümleri, düğünlerinde bile, etrafta dolaşan diğer konuklardan yeterli düzeyde ayırt edici, yani bir Kral-Kraliçe havasında değildi. Düğünden sonra Hamlet’in yalnızken babasının hayaleti ile karşılaşması sahnesi eserin en önemli bölümden birisidir. Ancak bu sahnede hikayeyi bilmesem ya da hatırlamasam Hamlet’in yanına babasının hayaletinin geldiğini değil; şeytan geldiğini sanırdım, çünkü simsiyah kıyafeti ile tam bir şeytanı anımsatıyordu. Bir ara görünmeyen bir yerden gelen o ünlü “Olmak ya da olmamak işte bütün mesela bu” sözlerinin yüksek sesle söylenmesi de gösterinin büyüsünü bozduğunu düşünüyorum. Bale gibi gösterilerde senaryoyu olduğu gibi yansıtamazsınız, yansıtabileceğiniz taraflarını da sergileyebilmek zordur, kareograflar da eseri kısıtlayabilirler, tamam; ancak Hamlet gibi bir eseri bale diliyle aktarmaya çalışıyorsanız kalabalık bir kadro ve güçlü dansçıların tek başına yeterli gelmeyeceğini de hesaba katın artık.

Bir gidip ben de göreyim diyenlere eserin konusunu şöyle hatırlatalım:

Hamlet, babasının yani Danimarka Kralı’nın ani ölüm haberi üzerine apar topar  Saray’a döner. Saray’da düzenlenen cenaze töreni sırasında annesiyle (Gertrude) duygusal anlar yaşar. Ancak olay çok geçmeden annesi kralın kardeşi Claudius’la evlenmeye karar verir. Bu acele karara anlam veremeyen Hamlet, gergin tavırlar sergiler. Bu tutumu herkesi, özellikle annesi ve Claudius’u huzursuz eder.

Saray görevlisi ve aile dostu olan Polonius, kızı Ophelia ve oğlu Laertes ile birlikte düğündedir. Eskiden beri birbirlerine ilgi duyan Hamlet ve Ophelia karşı karşıya gelince birbirlerinden yeniden etkilenirler. Bunu fark eden Gertrude, Hamlet’in Ophelia ile ilgilenmesini sağlayarak, dikkatleri üstlerinden atmaya çalışır ama başarılı olamaz.

Hamlet, gece yarısı yalnız kaldığı sırada karşısına birden babasının hayaleti çıkar. Babası Hamlet’e karısı ile kardeşinin ihanetine kurban gittiğini söyler. O geceden sonra Hamlet’in tavırları iyice garipleşir. Claudius, Polonius’dan yardım ister ancak Polonius, Hamlet’in tavırlarını Ophelia’ya bağlar ve ikisi için bir randevu ayarlar. Hamlet, içten içe Opheli’yı çok sevse de randevuda O’na kırıcı sözler sarf ederek O’nu uzaklaştırır.

O sırada Saray’a aktörler gelir. Haberi alan Hamlet, aktörlere “Fare Kapanı” adlı, asıl adı “Gonganzo’nun Öldürülmesi” olan oyunu anlatır ve oyunun akşam sahnelenmesini ister. Oyun esnasında gerilen Claudius, oyunda kralın kulağına zehirli sıvının akıtılması canlandırılırken birden ayağa kalkar ve oyunu durdurur. Hamlet artık amcasının babasının gerçek katili olduğuna emind olur.

Claudius odasına kapanır. Arkasından odaya gelen Gertrude ile kavga ederler ve sinirle odadan çıkar. Gertrude, Polonius’tan yardım ister. Polonius, Hamlet’le konuşmasını tavsiye eder ve konuşmalarını dinlemek için perdenin arkasına saklanır.

Gertrude, Hamlet’i çağırır. Hamlet, annesini babasının ölümüyle ilgili itirafa zorlar. Annesi bağırmaya başlayınca perdenin arkasındaki Polonius da bağırmaya başlar. Bunun üzerine Hamlet, kılıcını çıkarır ve perdenin arkasındaki Polonius’u öldürür.

Claudius, Polonius’un Hamlet tarafından öldürüldüğünü öğrenince, Hamlet’i İngiltere’ye gönderilmesi emrini verir. Gertrude, kocasına ihanet ettiği için pişmandır, Hamlet’i göndermemesi için yalvarır ama Kral kulak asmaz.

Babasının öldürüldüğünü öğrenen Ophelia aklını kaybeder. Yarı çıplak gezinirken askerlerin tacizine uğrar. Kardeşi Laertes’i bile tanımaz ve O’ndan kaçarken kendini göle atarak boğulur.

Hamlet Danimarka’ya geri dönmeye karar verir. Yolda bir mezarcı görür ve bir kadın için mezar kazdığını anlar. Mezarcı Hamlet’e bir kafatası vererek oradan uzaklaşır. Hamlet düşünceleriyle baş başa kalmışken diğer tarafta bir cenaze töreni yapılmakta ve genç kızın cansız bedeni elden ele geçmektedir. En son Hamlet’in kollarıyla buluşan beden Ophelia’ya aittir. Laertes bu duruma öfkelenir. Hamlet’le kavga ederler.

Hamlet’in çoktan ölmüş olduğunu düşünen herkes şaşkınlık içindedir. Claudius, Laertes ile Hamlet’i ayırır ancak kafasında başka bir plan vardır. Claudius, Laertes’i kışkırtarak bir kılıç düellosu düzenlerler. Laertes’in kullanacağı kılıç zehire batırılmıştır. Claudius’un Hamlet için önceden hazırlattığı zehirli içkiyi de hiçbir şeyden haberi olmayan Gertrude içer. Bu esnada Hamlet ve Laertes düelloya tutuşur. Laertes Hamlet’i zehirli kılıçla yaralar. Düellonun sonunda Hamlet Laertes’i öldürür. Bu arada Gertrude zehirli içkinin tesiriyle can çekişmeye başlar ve ölür. En sonunda Hamlet ve Claudius’un düellosu başlar. Hamlet Claudius’u öldürür ve almış olduğu kılıç darbesindeki zehirin etkisiyle O da hayatını kaybeder.

One comment

Bir Cevap Yazın