görsel Anlamını Öğrendikten Sonra Kullanmak İsteyeceğiniz 35 Kelime

Dünyanın farklı kültürlerinde insanın belki aklına bile gelmeyecek durumları tek kelimede anlatmak için kullanılan o kadar güzel kelimeler var ki. Twitter’da da bize bunu kazandıran güzel bir insan var: Cansu Altaş. Kendisinin de izli alınarak, Altaş’ın twitter paylaşımlarından derlediğimiz yazıda, anlamını öğrendikten sonra kullanmak isteyeceğinizi düşündüğümüz 35 kelimeye yer verdik:

Abibliofobi: Okunacak kitap kalmamasından, her şeyi okuyup tüketmekten duyulan korku. Kitapkolikler arasında bunu yaşayanlar olabilir. Yunanca “Abibliophobia”dan gelmiş.

Ayurnamat: Eskimo dili olan İnuitçe’den. Değiştirilemeyen olaylar için endişelenmenin boşuna olduğunu ifade ediyor.

Bibliofobi: Kitap okuma korkusu.

Boregasm: Sıkılmanın doruk noktası, hunharca sıkılmak demek. Son yıllarda boregasm üzerine yazılan akademik makale sayısı da çok fazla.

Cumhuriyetperver: Eski Türkçe. Cumhuriyet taraftarı, koruyucusu anlamında. “Cumhur” ise halk topluluğu demekmiş.

Dromomani: Türkçe’de seyahat etme hastalığı. Uzun mesafelere, farklı kimliklerle gitme dürtüsüne deniyor (Yunanca: dromomania)

Epifani: Aniden gelen aydınlanma, şevk demek. James Joyce’la literatüre giren kelimelerden. Eski Yunanca’da dini bir terim olan “Epiphany”den türemiş.

Fernweh: Belki de hepimizin içinde olan bir arzu: Uzaklara gitme arzusu. “Yolculuk tutkusu” diye de çevrilebilir. Almanca.

Graphomania: Sürekli yazmak ve her şeyi yazma isteği, ama hastalık derecesinde. Türkçesi Grafomani

Gümüşservi: Eski Türkçede suyun üzerine yansıyan ay ışığı görüntüsü demekmiş.

Harfendaz: Laf atan, kinayeli konuşan demek. Eski gazetelerde sözlü tacizler “harfendaz” diye verilirmiş.

Hemdem: Canciğer dost demek. Farsça “hem (birlikte) + dem (nefes)” kökenli.

Kalsarikannit: Dışarı çıkmak yerine evde yalnız olup, iç çamaşırıyla sarhoş olana kadar içmeye deniyormuş (Fince). Tam hafta sonu kelimesi.

Lapsus Calami: Kalem sürçmesi demekmiş. Bilinçaltı baskısıyla yazıya dökülen yanlış-hatalı kelime. Latince kökenli.

Lethologica: Bir kelimeyi veya ismi tam olarak hatırlayamama durumu. İngilizce. Yunanca’dan “Lethe:unutkanlık+ Logos:sözcük”

Librocubicularist: Yatakta kitap okumayı seven kişi demek. Latince “liber+cubiculum” kökenli.

Malumatfuruş: Eski Türkçe’de bilgiçlik taslayanlara, bildiğini abartıp gösterenlere denirmiş. (Malumat: bilgi + Furüş: satan). Etrafınızda bu kelimeyi hak eden çok kişi olabilir.

Merdümgiriz: Kalabalıkları sevmeyen, insanlardan kaçan, çekingen kişi. Mert (insan) + girizgah (kaçacak yer), Farsça kökenli.

Metanoia: Birinin kendini, ruhunu, fikrini değiştirip arınması, ruh dönüşümü gibi. Eski Yunanca.

Mokita: Herkesin bildiği ama konuşmadığı gerçekler demek, Papua Yeni Gine’de kullanılıyor.

Mono No Aware: Güzel şeylerin farkında olup, geçip-gidince hissedilen hüzün. Japonca.

Mutterseelenallein: Almanca’daki en duygu yüklü kelimelerden biri. Yalnızlıktan daha yalnız olmak, yapayalnızlık (göçmenler kullanmış).

Mythomania (mitomani): Kendi yalanlarına inanma, anormal yalanlar söyleme. Mitoloji ile aynı kökten, Myth(mit)+ Mania(delilik)

Omnilegent: Ne bulursa okuyanlara göre bir sözcük. Her şeyi okuyan, okuma bağımlısı demek. “Omni “Latince’de “her türlü, tüm” anlamlarında.

Ök: Eski Türkçe’de “anne” demekmiş, “Öksüz” buradan türemiş. Yani “öksüz” sadece “annesi olmayan” demek.

Philtrum: Dudağın üstündeki çukura “philtrum” deniyormuş. Mitolojide kullanılıyor. Sevgilinize iltifat ederken kullanabilirsiniz.

Phosphene: Gözümüzü kapatınca veya ovuşturunca görülen yıldız, renkli ışık parçalarına deniyor. Ne zaman kullanmanız gerekir bilmem ama kulağa hoş gelen bir kelime. Yunanca’dan gelmiş; “phos(ışık)” kökenli.

Safderun: Eski Türkçe’de kolay kanan kişiler demekmiş (saf+derun). Bu tür davranışlara da “safderunca” deniyormuş. Artık kullanılmıyor ama eski kitaplarda geçiyor.

Sillage: Fransızca. Kokunun izi demek. Sevdiğin ya da sıradan biri gittikten sonra ortamda kalan kokusuna deniyormuş.

Sermest-i müdam: Eski Türkçe. Sürekli sarhoş demekmiş.

Smultronstalle: İsveççe. Stresli, kötü hissettiğimiz zamanlar kafamızı dinlemek için gidilen yere deniyor.

Süveyda: Kalbin tam ortasında gizli günah/kötülüklerin saklı olduğu siyah noktaya deniyormuş (Arapça’dan).

Stigmatophile: Dövme, piercing ve kabadayılık takıntısı olan kişi.

Velleity: Latince. Kafaya koyduğun bir işi bitirmek isteyip, harekete geçmemek demekmiş. Zayıf heves diye çevrilmiş.

Yekpare: Hep kullanırız ama pek bilmeyiz; “yekpare”. Tek parça, bütün demek. “Yek: bir, Pare: parça” demekmiş Farsça’da. Ahmet Hamdi sık kullanır.

Bir Cevap Yazın