görsel Beat Kuşağının Öncüsü: Jack Kerouac, Hayatı ve Eserleri

Jack Kerouac Hayatı ve Eserleri

 “Hiçbir şeyi yargılamazsan mutlu olursun. Her şeyi affedersen daha mutlu olursun. Her şeyi seversen en mutlusu sen olursun.”

Ünlü Kanadalı yazar ve şair Jean-Louis Jack Kerouac, 12 Mart 1922’de Massachusetts‘te dünyaya geldi. Anne ve babası Fransız kökenli birer Kanadalı olduklarından evde Fransızca konuşuldu, İngilizceyi ancak 6 yaşında öğrenmeye başladı. Annesi sıkı bir Katolik, babası ise içki ve kumar bağımlısıydı. Kerouac daha 4 yaşında iken, kendisinden 2 yaş büyük olan abisi romatizmal bir hastalıktan dolayı hayatını kaybetti. Yazar, bu olayın derin etkisini ileride romanlarına da taşıyacaktı.

Bir dönem burslu olarak Columbia Üniversitesi‘ne giden yazar, üniversiteyi yarım bırakarak kız arkadaşı Edie Parker ile yaşamaya başladı. Ve ileride sıkı dost olacağı Allen Ginsberg, Neal CassadyWilliam S. Burroughs, Gregory Corso, John Clellon Holme gibi isimlerle bu dönemde tanıştı.

Küçük yaşlardan itibaren yazmaya ilgi duyan Kerouac, ilk kitabı olan “Town and City / Kasaba ve Şehir’i 1940 yılında yazdı. Roman ancak 1950 yılında Columbia Üniversitesi‘nde profesör Ginsberg‘in yardımıyla basıldı.

1944 yılında arkadaşlarının işlediği ve daha sonra kendilerine anlatılan bir cinayeti polise bildirmedikleri için tutuklandı ve yaşadığı bu olayı William S. Burroughs ile birlikte “Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar” isimli kitabında kaleme aldı. O dönemde (1944 yılında) kız arkadaşı olan Edie Parker ile kefaletinin ödenmesi için evlenen yazarın bu evliliği yalnızca 4 yıl sürdü.

Kerouac; yaşam tarzı ve kaleme aldığı eserlerin, aslında Beat Kuşağının temelleri attığının henüz farkında değildi. Yaşamının uzun bir döneminde gezgin bir yaşam sürdü ve Neal Cassady ile Amerikayı baştanbaşa otostop çekerek dolaştı. Bu yolculuğu sırasında ünlü “Yolda (On The Road)” romanını kaleme alan yazar, bu romanını bazı kaynaklara göre 1951 yılı içerisinde üç haftada, bazı kaynaklara göre ise birkaç yılda tamamladı. Otobiyografik roman özelliği taşıyan bu kitabı, daktiloyla metrelerce uzun bir kâğıt ruloya yazması da Kerouac’ın sıra dışı ruhundan beklenecek bir hareketti. Eser; yayıncılar tarafından defalarca sansürlendi, uygunsuz bulundu ve yazıldıktan tam altı yıl sonra yayınlanabildi. Kitabın çoğu kitapevinde kasanın arkasına konması, bir söylenceye göre Yolda’nın, İncil’den sonra en çok araklanan kitap olmasından kaynaklanıyordu.

Yazma biçimini “spontane düzyazı” olarak tanımlayan Kerouac; Yolda romanının yayımlanmasının ardından Florida’daki evinde ve bir gecede “Beat Kuşağı” isimli eserini tamamladı.

Kerouac‘ın gezme tutkusu gibi yazma tutkusu da, bir macera arayışı değil Amerikan toplumunun değerlerini kökten reddeden, kalıpları yıkan ve mevcut kültürün köhne yapısına karşı halen ayakta duran bir temsil niteliğindeydi. Kerouac için mesafelerin ya da adı konmuş varış noktalarının bir önemi yoktu. Onun için yolda hayat vardı; sonu olmayan bir arayış ve engin bir özgürlük. Bu yaşam tarzını aktardığı eserleri ve özellikle de “Yolda” romanı; Kerouac‘ı Beat Kuşağı akımının öncülerinden biri yaptı.

Kerouac, 1950 yılında, henüz yeni tanıştığı Joan Haverty ile evlendi. Bu evliliği de kısa süren Kerouac; üçüncü ve son evliliğini Stella Sampas ile gerçekleştirdi. Özel yaşamı ile her zaman insanların büyük ilgi odağı olan yazar; annesi için “âşık olduğum tek kadın” diye bahsetti.

Yaşamının son yıllarında doğru kaleme aldığı “Paris’te Satori” isimli kısa eserinde ise, ailesinin kökenini araştırmak için çıktığı Fransa seyahatini anlatan Kerouac, okurlarına güçlü bir şekilde “Nasıl yaşamalı?” sorusunu sorgulattı.

Hayatı boyunca büyük bir yazar olmayı düşleyen ve bunu layıkıyla başaran Kerouac; henüz 47 yaşındayken 1969 yılında aşırı alkolden hayatını kaybetti.

Kerouac’tan alıntılar: 

“Her şey çok güzel giderken, çok güzele odaklanıp her şeyin gittiğini fark edememiştik.”

“Hiçbir şeyi yargılamazsan mutlu olursun. Her şeyi affedersen daha mutlu olursun. Her şeyi seversen en mutlusu sen olursun.”

“Hayat, yabancı bir ülkedir.”

“Büyük şeyler modalara, heveslere ve popüler görüşe teslim olanlar tarafından yapılmaz.”

“Bazı insanlar çok yoksul; sahip oldukları tek şey para.”

“Telefonu kullanma. İnsanlar hiçbir zaman cevap vermeye hazır değildir. Şiiri kullan.”

“Hayatım uçsuz bucaksız bomboş bir kâğıttı ve istediğim her şeyi yapabilirdim.”

“Çünkü en sonunda, ofiste çalışarak ya da çimleri biçerek harcadığın zamanı hatırlamayacaksın. O yüzden şu dağa tırman!”

“Çünkü benim ilgimi çeken insanlar deli olanlardır, yaşamak için deli olan, konuşmak için deli olan, her şeye aynı anda ihtiras duyan, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan laflar etmeyen.”

Bir Cevap Yazın