görsel Belgesel Önerisi: Marina Abramovic – The Artist is Present

Marina Abramovic«: The Artist Is Present Photo by Marco Anelli. © 2010 Marina Abramovic«

Marina Abramovic, çağdaş performansın büyükannesi olarak gösterilen bir performans sanatçısı. Bunun nedeni gerçekleştirdiği performansların sıra dışı, denenmemiş ve zor olması, insan sağlığını ve hatta bazen hayatını tehlikeye atan boyutlara çıkması ve bununla birlikte sergilediği performanslarda kendi bedenini kullanması. Örneğin, Rhythm 2 adlı çalışmasında 2 tür antidepresan kullanarak psikolojik problemleri olan kadınların yaşadığı davranış bozukluklarına meydan okumuş, Rhythm 5 adlı çalışmasında yıldız şeklinde yanan odunların arasında oksijen yetmezliğinden yatana kadar kalmış ve belgesele de ismini veren The Artist is Present adlı çalışmasında 30 gün boyunca her gün 7 buçuk saat boyunca bir masa başında oturmuş, Thomas Lips adlı çalışmasında kendini sürekli kırbaçlamış ve vücuduna jiletle pentagram işareti yapmıştır.

“Sanatçı, savaşçı bir ruha sahip, kararlı, yalnızca içinde bulunduğu alanı değil, kendini de evrilmeye muktedir, zaaflarını aşmaya hazır olmalıdır. Önemli olan hangi sanatı icra ediyor olduğunuz değil, hangi bakış açısıyla o sanatı üretiyor olduğunuzdur.”

Marina Abramovic

Belgesel; Abramovic‘in çeşitli performanslarına ve genç sanaçları evine toplayarak daha önce sergilediği performansları yeniden canlandırmaları için yaptıkları hazırlık çalışmalarına değinse de daha geniş olarak The Artist is Present adlı çalışmasına odaklanıyor. Sandalyeye oturmaya başlamadan önceki hali, ilk günü, ilk gün karşısına eski eşinin oturması sırasında yaşadıkları duygusal anları ve diğer kalan bütün günler sevenleri ile karşılıklı kurduğu o suskun iletişimi anlatıyor.

Peki bu performansların ne anlamı var derseniz? cevabını vermek oldukça güç. Belgeselin bir yerinde The Artist is Present adlı çalışma sırasında bir seyircinin performansın broşüründen okuduğu cümleler bir anda insanı büyüleyebiliyor, ancak bu denli sıradışı ve ilgi çekici performansların kaynağının Abramovic‘in hayat hikayesinde yattığı da açık.

Marina Abramovic, eski Yugoslavya’da komünist rejimde son derece disiplinli ve kuralcı bir ailede büyümüş. Öyle ki küçük bir çocukken bile annesi tarafından şımartılmamak için hiç öpülmemiş, asla şımarmasına izin verilmemiş, açık şekilde hiçbir sevgi gösterisi görmemiş ve ileride asker olacağı düşünülerek yetiştirildiğinden örneğin geceleri düzensiz yatıp yatağının çarşafını kırıştırdığında uyandırılarak ev içinde sıkı bir disipline maruz kalmış. Böylesi bir çocukluk döneminden sonra tüm dünyanın ilgisini çekme ihtiyacı olabilecek en basit yorum da olabilir. Ancak bazı performanslarına hiç anlam veremesek de sanata kattığı farklılık ve çeşitlilik de yadsınamaz herhalde.

Bir Cevap Yazın