görsel Bir Dahinin Yaşamöyküsü: Michelangelo

Michelangelo, 6 Mart 1475’te İtalya’nın Toskana bölgesindeki Arezzo İli yakınlarında bulunan Caprese’de dünyaya gelir (Not: Ölümünden sonra burası “Caprese Michelangelo” olarak anılıyor). Babası o dönem Caprese’nin Belediye Başkanı. Michelangelo’nun doğumundan 1 ay sonra babasının görevi sonlanınca anne ve babası Michelangelo’yu sütannesine bırakarak Floransa’ya taşınırlar. Michelangelo 6 yaşına geldiğinde ise (1481 yılında) annesi vefat eder.

Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde, babasını zorla ikna ederek Floransa’da ünlü ressam Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Babasını ikna etmesinin zor olmasının nedeni ise babasının resim-heykel gibi sanatları taş ustalığı gibi görmesi ve küçümsemesi. Hatta bu öğrenciliği sırasında, o dönem Floransa şehir devletinin gayri resmi başı Lorenzo de’ Medici‘nin Michelangelo‘yu koruma altına alarak saray için çalışmasını istediğinde bile babası bu durumdan hoşnut olmaz ve Lorenzo de’ Medici‘nin görüşme talebini, zorunluluktan ve arkadaşlarının ısrarı ile kabul eder.

1490-92 arasında yaptığı “Merdivendeki Madonna” ve “Kentaurların Savaşı” isimli kabartmaları büyük beğeni toplayan Michelangelo, Lorenzo de’ Medici‘nin yanında olduğu sıralarda çok sayıda eser vermemesine rağmen sarayda, sanata ve edebiyata dair önemli şeyler öğrenir. 1492 yılında ise çok sevdiği Lorenzo de’ Medici ölünce büyük bir yıkım yaşar ve kaynakların çoğunda bu dönemde hiç kimseyle konuşmadığı, hayata küstüğü  yazmaktadır.

Şamdan Taşıyan Melek, Aziz Proculus, Aziz Petronius, Çocuk Aziz Yahya, Uyuyan Eros ve Bacchus heykelleri Michelangelo’nun ününe ün katan eserlerdendir (Bunlardan “Çocuk Aziz Yahya” ile “Uyuyan Eros” günümüze ulaşmamıştır). 1498-99 yılları arasında yaptığı Pietà” heykeli ise Michelangelo’nun muhteşem bir yeteneğe sahip deha olduğunu kanıtlar (Heykel bugün hala Vatikan’da bulunan St Peters Basillica‘sında ve ücretsiz olarak görülebilmektedir). Heykel, camlı bölmenin arkasında olduğundan, uzaktan çekebildiğim fotoğraf aşağıda, ancak heykelin daha yakından çekilmiş fotoğrafını görmek isterseniz wikipedia’da bulabilirsiniz. İsa’nın çarmıhtan indirildiği anı canlandıran heykel, tek parça mermere işlenerek tümüyle cilalanıp parlatılmış. İsa’nın cansız bedenini taşıyan Meryem’in sol elini açması çaresizliği belirtiyor. Meryem bir yandan da gözlerini yere indirerek müminlerin yüzlerine bakmak istemediğini göstermektedir.

“Uyumak tatlıdır ve sefalet ile utanç verici bir durumlar devam ettikçe, taştan olmak daha iyidir. Bu yüzden beni uyandırma.” Michelangelo

Bir kaynağa göre Michelangelo bir akşam Kilisedeyken, Lombardiyalı kalabalık bir grup, Pietà heykelinin önüne doluşur ve heykelle ilgili övgülerle dolu yorumlar yaparlar. Arkasından içerinden birisi “İyi de kim yaptı bunu?” diye sorar ve bir diğeri şöyle cevap verir “Sorduğun soruya bak!, şu bizim Milanolu Cristoforo Solari, hani lakabı Gobbo (Kambur) olan!” Bunun üzerine aynı akşam Michelangelo‘nun kilise kapanana kadar beklediği ve bir mum ışığında Meryem’in göğsünün üzerinden geçen kuşağa Latince adını kazıdığı belirtilir: Michael Angelus Bonarotus Florentinus Faciebat.

Michelangelo‘yu dünyanın en önemli heykeltraşı yapan bir diğer eseri ise elbette “Davut”. 1501 yılında ünlü “Davut” heykelini yapma görevini üstlenen Michelangelo, 1504‘te “Davut” heykelini bitirir (Bu yıllar arasında aynı zamanda “Taddei Tondosu” ve “Pitti Tondosu”nu da yapmıştır). Heykelin aslında Katedral’de sergilenmesi düşünülürken eserin kusursuzluğu ve güzelliği heykelin daha önemli bir yerde sergilenmesi gerektiği fikrini doğurur ve “Davut” Floransa’daki Signoria Meydanı’na yerleştirilir. Ancak yıllar içerisinde meydanda zarar gördüğünden bugün müzeye alınmış, meydana bir kopyası yerleştirilmiştir (Aşağıdaki fotoğraf, meydanda sergilenen kopyasıdır).

Michelangelo, 26 yaşında yapmaya başladığı ve 3 senede bitirdiği “Davut” heykelini, beş buçuk metrelik bir mermer kütlesinden çıkarır (Bitmiş hali: 5.17 metre uzunluğunda). Mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, geceli gündüzlü çalışan Michelangelo, heykeli, mükemmel oranlarının önden değil aşağıdan bakılınca görünmesi şekilde tasarlar. Heykelin anatomik özellikleri mükemmel insan oranında görülmektedir. Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı simgeleyen heykel bittiğinde Michelangelo‘nun elindeki çekici heykele fırlatıp “Konuş be adam” dediği rivayet edilir. Heykel o denli gerçekçidir. Floransalılar heykeli “Michelangelo’nun Devi” olarak isimlendirmişlerdir. Heykel meydana yerleştirildikten sonra bile Michelangelo heykel üzerinde ince çalışmalarına devam etmiştir.

Bunun yanında heykelle ilgili genellikle yurt dışı gezilerinde turist rehberlerin anlattığı gibi Michelangelo‘nun Davut isminde bir erkek sevgilisi olduğu ve sevgilisinin onu terk edip evlenmesine dayanamadığı için bu heykeli yaptığı” şeklindeki hikayeye ise şahsen ben herhangi bir kaynakta rastlamadım.

Aynı yıl Michelangelo; “Bruges Madonnası“nı ve “Aziz Matta”yı da bitirir. 1505 yılında Papa, Michelangelo’yu Roma’ya çağırarak mezar anıtını yapmakla görevlendirir. Bir sene sonra Papa ile ihtilafa düşen Michelangelo, Floransa’ya kaçar ancak bir süre sonra Papa ile uzlaşarak geri döner. Ve 1508‘de Michelangelo, Papa’nın dev boyutlu bir heykelini yapar. Ancak bu heykel de maalesef günümüze ulaşmamıştır.

Roma’ya dönen Michelangelo, Sistina Şapeli‘nin tavanındaki muhteşem fresklere başlayarak 1512 yılında Sistina Şapeli’nin tavan fresklerini bitirir. 1536-41 arasında ise Sistina Şapeli’nin yan duvarına “Mahşer” freskini yapar. Bu eserleri bugün Vatikan’daki Sistina Şapeli‘nde ücretli olarak görülebiliyor. Ancak içeride fotoğraf çekilmesi yasak olduğundan fresk resimlerine wikipedia’dan ulaşabilirsiniz.

1513-15 yılları arasında “Musa” ve “Tutsak”, 1529’da “Leda”, 1530’da “Apollon” ve 1534’te “Zaferin Defası” heykellerini, 1539-40 arası ise “Brutus” büstünü ve 1546′da San Pietro kubbesinin tasarımını tamamlayan Michelangelo, 1564 yılının 18 Şubat’ında Roma’da “Rondanini Pietà”sını bitiremeden hayata gözlerini yumar. Son günlerinde, hasta yatağında dinlenmesi gerekirken ata binip temiz hava almaya çalışarak -Şubat ayında!- ölümle alay ettiği anlatılır. Michelangelo ölmeden önce naaşının Floransa’ya götürülmesini emretmiş, ancak Papa’nın San Pietro Bazilikası’nda Michelangelo’ya yer ayırması üzerine yeğeni  Michelangelo’nun naaşını bir “ticari eşya” arabasına yükleyerek bir gece yarısı kaçak bir eşya gibi Floransa’ya sokmak zorunda kalmıştır.

Michelangelo, dindar bir adamdır ve küçüklüğünden itibaren de sürekli kiliseye gitmiş, kiliseye çok önem vermiştir. Heykel ve resim sanatı dışında, mimarlık işleri ve şiirle de ilgilenen Michelangelo’nun özellikle yaşlılık döneminde yazdığı hatırı sayılır ölçüde şiiri bulunmaktadır. Şiirlerinde aşk, yaşam ve ölüm konularına ağırlık vermiştir. Bazı şiirlerinde “aşkla arasında buzdan bir volkan olduğunu” belirttiği ve yaşlılık döneminde korkularından arınarak ölümü cennete benzettiği görülür.

Michelangelo her ne kadar şiir sanatıyla ilgilense de “Kalemle yazdığım benim sanatıma cevap vermiyor” der. Onun için heykeltıraşlık her şeyden önemlidir.

Not: Sanatçının yukarıda bahsedilenlerden başka eserleri de bulunduğu gibi, siyasi yönüyle ilgili konulara başka bir yazının konusu olduğundan bu yazıda değinilmemiştir.

Michelangelo’yu yaşadığı şehir olan Floransa’da anlatan güzel bir belgesel izlemek için şu linke tıklayın.

Kaynaklar:

  • “Bir Dahinin Yaşamöyküsü: Michelangelo”, Bruno Nardini, Can Yayınları.
  • “Michelangelo: 500 Görsel Eşliğinde Yaşamı ve Eserleri”, Rosalind Ormiston, İş Bankası Kültür Yayınları
  • www.wikipedia.org

Bir Cevap Yazın