görsel Bir Kahve Üç Keşif Hikayesi

Avrupa dillerinde “cafe”, Latince’de “coffea” olan kahvenin, yabani kahve ağacı olarak bol miktarda yetiştiği Güney Etiyopya’nın Kaffa yöresinden adını aldığı kuvvetli bir olasılıktır [1]. Farklı düşüncelere göre ise Arapçada şarap anlamında kullanılan “kahva” zamanla “kahve”ye dönüşmüştür [2].

Öncelikle kahve kültürü hem tüketilen kahvenin yapısal özelliği hem de tecrübe edildiği mekân, zaman ve bunları kapsayan ritüeller bakımından belli bir coğrafi vurguya ve toplumsal anlama sahiptir [3]. Bu nedenle de kahve ortaya çıktığından beri, birçok yazı, fetva, risale ve mektuplara konu olmuş; hatta birçok yere kahve gelmeden adı gelmiş ve ona karşı büyük bir ilgi oluşmuştur [4]. Dolayısıyla da kahvenin keşfiyle ilgili çok çeşitli rivayetler ortaya çıkmıştır.

Bu rivayetlerden birine göre; Etiyopyalı bir keçi çobanı (Khaldi), keçilerin bir bölümünün oldukça hareketli ve zinde olduğunu fark eder. Keçileri takip eden çoban, hareketli keçilerin kahverengi tohumları olan bir ağaçtan beslendiklerini görür. Aynı tanelerden kendisi de yer. Gerçekten de yediği tanelerin insana zindelik verdiğini fark eder. Çoban, keşfini, bulunduğu yerdeki imama anlatır. Olay imamın da ilgisini çeker. Kuruttuğu kahve tanelerini suda kaynatan imam, ilk kez kahveyi içecek haline getirmiştir. Gece ibadetlerinde zinde kalmak ve daha çok ibadet edebilmek amacıyla daha da geliştirilerek kullanılan kahve, 1470’lerde ölen Sufi alimi Muhammed El-Dhabbani tarafından Yemen’de gerçek bir içki haline getirilir [5].

kaldi-adapted-from-uker

Kahvenin keşfiyle ilgili bir diğer hikaye; Tarihçi Ahmet Efendi tarafından aktarılmıştır: Tekkesinden kovulan ve dağlara sürülen bir dervişin, –bir başka rivayete göre ise bu kişi Mokka (Muha) kentinin şeyhi Ali Bin Ömer El-Şazilidir (ölm: 1418)– dağlara sürgün edilip aç kaldığında kahve tanelerini kaynatarak suyunu içtiği ve yaşamını bu şekilde sürdürdüğü söylenir [2]. Bu hikâyenin bir başka versiyonu şu şekildedir: Mağripten hacca gitmek için yola çıkan Şeyh Şâzilî, gemisinin fırtınaya yakalanması sebebiyle Yemen’de Muha isimli yere yerleşmek zorunda kalır. Buradaki salgın hastalığı bir keramet eseri olarak yazdığı şifa ayetleri ve dualar sayesinde iyileştiren Şeyh Şâzilî’den Muha emirinin kızını da tedavi etmesi istenir. Emirin kızını birkaç gün yanında alıkoyan Şeyh Şâzilî ve genç kız hakkında çıkan dedikodular, zamanla halk arasında yayılmaya başlar. Vaziyet emire aksedince Şeyh Şâzilî’nin Evsab Dağı’na nefyine karar verilir. Şeyh ve dervişleri burada kahve ağacının meyvesini yiyip çekirdeğini suda kaynatarak içerler. Hayatları bu minval üzere devam ederken Muha’da uyuz salgını başlar. Halktan bazı kimseler bu hastalığın sebebini Şeyh Şâzilî’ye atılan iftiraya bağlayarak hem özür dilemek hem de şifa bulmak için dua almak niyetiyle Şeyh’i ziyarete giderler. Kendilerine kahve ikram edilir ve akabinde hastalığın bertaraf olduğunu müşahede ederler. Haber hızla Muha halkı arasında yayılıp emire ulaşır. Muha emiri de Şeyh’ten özür dileyerek hastalıktan kurtulmak maksadıyla dua talep eder. Böylece kahve vesilesiyle bu hastalık ortadan kalkar. Şeyh kahve pişirirken kahvenin taşarak etrafa dökülmesini, kahvenin bütün dünyaya yayılacağı şeklinde yorumlamıştır [6].

Üçüncü rivayete göre ise Hz. Süleyman bir sefer esnasında rastladığı şehir ahalisinin salgın bir hastalığa yakalandığını görür. Hz. Cebrail’in tevcihiyle kahve çekirdeklerini kavurarak halka içirir ve böylece hastalık sona erer. [7].

Kaynaklar;

[1]. Ekrem Işın (1994). Kahvehaneler, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C.4: İstanbul. s.14.

[2]. Deniz Gürsoy (2005). Sohbetin Bahanesi Kahvesi, Oğlak Yayınları: İstanbul. s.19-20.

[3]. Duygu Fendal, Türkiye’deki Kahve ve Mutfak Kültürünün Dönüşümü Üzerinden Küreselleşme Sürecinde Küresel ve Yerel Kültürün Etkileşim ve Eklemlenişi, s.150.

[4]. Ralph S. Hattox (1996). Kahve ve Kahvehaneler – Bir Toplumsal İçeceğin Yakındoğu’daki Kökenleri, Tarih Vakfı Yurt Yayınları: İstanbul, s.16.

[5]. Tom Standage (2005). Altı Bardakta Dünya Tarihi, Kırmızı Kedi Yayınevi, İstanbul, s.149.

[6]. Beşir Ayvazoğlu (2011). Kahveniz Nasıl Olsun? Türk Kahvesinin Kültür Tarihi, Kapı Yayınları: İstanbul, s.5-6.

[7]. Erkan Demir (2011). Kahve-Mistik Bir Lezzetin Küresel Bir Tutkuya Dönüşümünün Kısa Tarihçesi, Türk Kahvesi Kitabı (Editör: Emine Gürsoy Naskali) Kitabevi Yayınları: İstanbul, s.7.

Bir Cevap Yazın