görsel Bir Yazarın İlk Hangi Kitabını Okumalısınız?

Yeni bir yazar okumak istediğimizde genelde en tanınmış eserinden başlarız. Yazarın sahip olduğu birikime alışık olmayışımız, eser hakkında önceden ufak da olsa bir araştırma yapmamamız gibi sebeplerle bazen eserlerden beklediğimizi alamayabiliriz. Böylece kaliteli bir yazar bizim listemiz dışında kalabilir. Bu sebeple listedeki yazarları ilk defa okumayı düşünenler için başlangıç niteliğinde bir liste hazırladık:

1) İhsan Oktay Anar – Suskunlar

İhsan Oktay Anar için ne desek az! Ekran önüne çıkmayı sevmeyen, İzmir’de yaşayıp İstanbul’da çok kısa bir süre bulunmasına rağmen romanlarında tarihi, özlediğimiz İstanbul’da bizleri gezindiren büyük yazarı anadilinden okuma şansına sahip olduğumuz için ne mutlu bize. İhsan Oktay Anar denince akla Puslu Kıtalar Atlası gelir. Fakat Suskunlar‘ın musikisi sizi öyle bir dinlendirecek ki siz zaten kendiliğinizden Puslu Kıtalar Atlası’na çıkacaksınız. Kitabın birkaç sene önce aynı isimle çekilmiş diziyle herhangi bir bağlantısı olmadığını söylemekte fayda var.

2) Georges Perec – Uyuyan Adam

E harfini kullanmadan koca bir roman yazan bunu eleştirmenlere bile fark ettirmeyen yazarı hep okumak istemiştim. Başlamak Uyuyan Adam‘a nasipmiş. Bu uzun öykü tadında roman benim için yazının başlığını kanıtlar nitelikte. Uyuyan Adam okuduğum ilk Perec kitabı ve kesinlikle devam edeceğim. Bu arada biz edebiyat tarihinin en tembel karakterini Oblomov olarak bilirdik ama Uyuyan Adam onu geride bırakacak gibi.

3) Hasan Ali Toptaş – Geçmiş Şimdi Gelecek

Sinemaya uyarlanırken belki de özünden en az değer kaybeden eserin, Gölgesizler’in sahibi Hasan Ali Toptaş. Bu sihirli roman ve “Bin Hüzünlü Haz”, Hasan Ali Toptaş’ın en çok öne çıkan eserlerinden. “Geçmiş Şimdi Gelecek” ise Hasan Ali Toptaş’ın yazdığı ilk öyküleri içeriyor ve onun dilinin nasıl olgunlaştığını, değişim gösterdiğini görebilmek için birebir. Bir çocuğun çizgi film izlediği televizyonu haczetmemek için icra memurluğunu bırakan büyük yazarı okurken kullandığı dilin kıvraklığına hayran olacaksınız.

4) Stefan Zweig – Dünün Dünyası

Zweig’in tüm eserleri oldukça değerli ve akıcı. Herhangi bir öyküsünden ya da romanından başlasanız bile sanki aynı ciltmiş gibi diğer eserlerini de okumak isteyeceksiniz. Fakat enfes öyküler, romanlar kaleme almış bu yazarı tanıyabilmek için otobiyografisini okumak ilginç ve zevkli olacaktır. Zaten benim hayatım roman diyenlerin, Avrupa’da yaşanan iki dünya savaşı dönemlerini Zweig’in ağzından dinlemek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir eser. Bir yazarı tanımak için zaten otobiyografiden faydalı ne olabilir ki?

5) Orhan Pamuk – Masumiyet Müzesi

Nobel ödüllü yazarımızın her eseri titiz ve uzunca bir çalışmanın, keskin bir zekanın ve inanılmaz bir gözlem yeteneğinin ürünü. Fakat “Masumiyet Müzesi”, Orhan Pamuk’un “Kara Kitap”, “Benim Adım Kırmızı” gibi diğer eserlerine göre daha kolay okunabilir nitelikte. Böylece yazarın tarzına alışmamız da kolay olabiliyor. Hem de bu kitap sayesinde bir müzeye bedava girebiliyorsunuz.

6)  Ursula K. Le Guin – Mülksüzler

Bilim-kurgu sevenler için “Yerdeniz” serisiyle tanınan Ursula K. Le Guin’i distopya türünden bir eserle tanımak ilginç ve zevkli olacaktır. Distopya içeren eserleri biliriz ama aynı eserde iki distopyayı birden anlatan eseri okumak pek alışık olduğumuz bir şey değil. Eseri okurken bazen ara verip anlatılanları zihninizde canlandıracak ve belki de hiç düşünmediğiniz şeyleri düşüneceksiniz. Mülksüzler hem yeni bir yazarı tanımak hem de bilim kurgu, distopya türlerine giriş yapmak isteyenlerin okuyacağı ilk eser olabilir.

7) Cemil Meriç – Bu Ülke

Cemil Meriç okumak her yiğidin harcı değil. Gözleri az görür olduğunda ışığa yakın olmak için masa üstüne sandalye koyarak okuyan, nihayet görmez olunca en çok kitaplardan uzaklaştığına üzülen fikir işçisini anlamak için de çaba harcamak gerek. Cemil Meriç’e ve onun düşüncelerine giriş için daha iyi bir eser düşünülemezdi. Kitap sonundaki Kanaviçe kısmı ise hem Bu Ülke’de hem diğer Cemil Meriç kitaplarında işinize çok yarayacak.

8) Necip Fazıl Kısakürek – Tanrı Kulundan Dinlediklerim

Necip Fazıl’ın şiirleri için bir girizgâh yapmak gereksiz olabilir. Neresinden başlarsak başlayalım O’nun şiirleri bizi içine alacaktır zaten. Fakat düz yazı ile Necip Fazıl’ı tanımak isteyenlerin O’nu en iyi tanıyanın, rehberinin ağzından dinlemeleri açısından çok önemli bir eser. Kitap Necip Fazıl’ın geçirdiği dönüşümü bilmek isteyenlerin, kendileri de arayışta olan insanların dertlerine çare olabilecek nitelikte.

9) Jose Saramago – Körlük

Değerini çok az bildiğimiz en basit şeyleri kaybettiğimizde hepimizin nasıl bir duruma düşeceğeni bu kadar çarpıcı anlatan bir esere az rastlanır. Kimseyi suçlayamadığınız ama herkese kızdığınız bu geniş hayal ürünü eser bittiğinde insan olayların hangi ülkede gerçekleştiğini ve görmenin nasıl bir şey olduğunu merak etmeden duramıyor. Jose Saramago okumaya böyle akıcı bir kitaptan başlamak iyi bir fikir.

10) Ayfer Tunç – Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi

Yuvel Noah Harari’nin “Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens” adlı kitabında ilkçağlarda bilimin gelişmesinde çok farklı bir neden gösteriyor: Dedikodu. Ayfer Tunç romanında adeta bize bunu kanıtlıyor. Sanki bir yaz akşamı en yakın arkadaşınızla çekirdek çitleyerek sabahı ediyorsunuz. Bunu da o kadar güzel bir kurguyla yapıyor ki, kitabın karakterleri arasındaki ilişki ağını çıkarmak isteyen yüzlerce okura rağmen bu hala başarılabilmiş değil.

11) Marcel Proust – Kayıp Zamanın İzinde

Aslında Marcel Proust okumak istiyorsanız giriş için pek fazla seçeneğiniz yok. Malum yazarın hayatını vakfettiği tek eser Türkçe’ye çevrilmiş ama ne eser! Kayıp Zamanın İzinde yaklaşık 3200 sayfadan, 7 ciltten oluşan dünyanın en uzun romanı. Bu seriyi okumak hiç kolay değil, sağlam bir irade, ciddi bir sabır gerektiriyor. Ama pes etmez, devam ederseniz Proust çok kaliteli bir öğretmen gibi size karşılığını veriyor. Eserin sonlarına geldiğinizde okuma alışkanlığınızın seviye atladığını göreceksiniz ve bundan sonraki her kitabı daha farklı bir gözle okuyacaksınız.

Bir Cevap Yazın