görsel “Bozkırkurdu” Kitabından 17 Muhteşem Alıntı

“Bozkırkurdu” kitabından alıntılar:

“Her çağ, her uygarlık, her gelenek ve görenek kendine özgü bir üslubu içerir, kendisine yaraşır incelikleri ve sertlikleri, güzellikleri ve acımasızlıkları barındırır kendisinde, kimi acıları pek doğal karşılar, kimi kötülükleri sabırla sineye çeker. Ne zaman ki iki çağ, iki uygarlık ve iki din birbiriyle kesişirse, işte o zaman insan yaşamı gerçek bir acıya, gerçek bir cehenneme dönüşür.” s.23

“Yalnızlık bağımsızlıktır.” s.36

“Bizler, bir zamanki gerçek müziği, bir zamanki gerçek edebiyatı bilip tanıyan ve bunlara hayranlıkla kucak açan yaşlanmış insanlar mıydık? Yarın unutulup alay konusu yapılacak ağır nevrozluların oluşturduğu bir avuç aptal mıydık sadece? Bizim “uygarlık”, bizim us, bizim ruh dediğimiz, bizim güzel ve kutsal diye nitelendirdiğimiz şeyler sadece bir hayal miydi, öleli çok zaman olmuştu da yalnızca biz birkaç soytarı tarafından gerçek ve canlı gözüyle mi bakılıyordu? Belki hiçbir vakit gerçekten var olmamış, yaşanmamıştı bunlar. Biz aptalların uğrunda uğraşıp didindiği şey belki de her zaman hayalden başka bir nitelik taşımamıştı.” s.37

“Güç insanını güç yıkar, para insanını para; köle ruhlu insanı başkalarına kulluk etmek, zevk insanını zevk çökertir.” s.45

“…intihar bir çare olmasına karşın yine de yasal sayılmayıp ancak darda kalındığında başvurulacak biraz bayağı bir yoldur,” s.47

“İnsanlığın her zaman varlığını sürdüren bir durumu olarak “burjuvalık”, bir denge sağlama, insan davranışındaki sayısız aşırı uçlar ve karşıt çiftler arasında dengeli bir orta yolu ele geçirme çabasından başka şey değildir.” s.49-50

“-yüce bir yaşam bilgeliğinin bütün bu el üstünde tutulup sık sık dile getirilen isteklerini yerine getirebilecek bir şey varsa, o da mizahtır.” s.53

“Ölümü benim için bir kayıp oluşturacak insan, bu kentin, bu dünyanın neresinde yaşıyordu? Ve benim ölümüm kendisi için önem taşıyacak insan neredeydi?” s.69

“Bu sayfalarda insanları küçümsüyor, kendileriyle alay ediyorsam, kimse sanmasın ki olup bitenlerin suçunu üzerlerine yıkmak, onları suçlamak, dolayısıyla kişisel sefaletimden başkalarını sorumlu tutmak istiyorum. Ne var ki, bu yolda hayli ilerleyen ve yaşamın dipsiz bir karanlıkta sonlandığını sınıra gelip dayanan ben, söz konusu mekanikliğin kendim için de geçerliğini koruduğu, bitip tükenmeyen oyunun güler yüzlü çocuksu dünyasında kendimin de hala bir yeri olduğu izlenimini gerek kendim, gerek başkaları üzerinde uyandırmaya çalışırsam, haksızlık etmiş, yalan söylemiş sayılırım.” s.75

“Ve görüldüğü gibi, yalnızlığa da daha fazla katlanamadığıma, kendime eşlik eden, kendimden de dile gelmez ölçüde nefret edip tiksinti duyduğuma, cehennemimin havasız ortamında boğularak sağa sola saldırdığıma göre, benim için nasıl bir çıkış yolu kalmıştı artık?” s.80

“Ne var ki gerekli olan öylesine ele geçirmeyi özlediğim, bilgi ve kavrayış değildi, yaşantıydı daha çok, kesin karardı, eylem ve etkinlikti.” s.101

“… eski ideolojierin savunucuları kadar kötü yazı yazan yoktur.” s.111

“Ama hepimiz günün birinde ister istemez öleceğiz, dolayısıyla şöyle olmuş, böyle olmuş farketmez gibi düşüncelerle yaşamı sığlaştırır, aptalca bir şey yapıp çıkarız. s.113

“Uğraşıp didinmelerinin başarısız kalacağını bilmekle yaşamın sığ ve aptalca nitelik kazanmaz. İyi bir şey, ideal bir şey uğruna savaşıp amacına ulaştığını sanman hayatını daha çok sığlaştırır Harry. İdealler ulaşılmak için mi vardır? Bizler, biz insanlar ölümü yok etmek için mi yaşarız? Hayır, yaşamamızın nedeni ölümden korkmamız, sonra da onu yine sevmemizdir; özellikle ölümün varlığından dolayı elimizdeki birazcık yaşam bazen kısa bir süre işte öylesine güzel ışıldayıp durur.” s.114

“…yaşam, kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta sınıf evidir.” s.143

“Zamanın aşılmasının, gerçeğe bağımlılıktan kurtulmanın, özlediğiniz şeye ne isim verirseniz artık, bunun kişilik dediğiniz şeyi üzerinizden sıyırıp atma isteğinden başka bir anlam taşımadığını kuşkusuz çoktan sezmişsinizdir. Kişiliğiniz, içine kapatıldığınız bir hapishanedir.” s.169

“Öyle kadınlar gördüm ki, ele geçirilmeleri aceleyi ve baskın tarzında saldırıyı gerektiriyordu. Yine öyle kadınlar gördüm ki, kendilerine uzun süre ve özenle kur yapmak bir mutluluktu.” s.194

Bir Cevap Yazın