görsel “Bülbülü Öldürmek” Kitabının Devamı “Tespih Ağacının Gölgesinde”

Daha önce “Bülbülü Öldürmek” kitabı ile beni derinden etkileyen Harper Lee, 55 yıl sonra “Tespih Ağacının Gölgesinde” kitabı ile de aynı etkiyi yakalamayı başardı. Ama ilk sayfalardan değil 🙂

“Bülbülü Öldürmek” kitabını okuyanlar bilir, kitap sizi ilk sayfalardan sarar, kitabın çocuk kahramanı Scout Finch ile akraba gibi olursunuz bir anda. Ancak Tespih Ağacının Gölgesinde kitabı öyle değil. İlk sayfalardan sizi sarmıyor, hatta biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Ama sabrederseniz, okumaya devam ederseniz de hayatınız boyu unutamayacağınız bir eser ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.

Kitabın konusu kısaca şöyle: Kahramanımız Jean-Louise “Scout” Finch artık 26 yaşındadır ve New York’tan çocukluğunun geçtiği kasabaya, babası Atticus Finch’in yanına gider. Çocukluğunda eşitlik, doğruluk ve adalet kavramlarıyla kişiliğinin yapı taşlarını oluşturan babasının, hayal kırıklığı yaratacak şekilde değişmiş olduğunu görür. Ya da aslında zaten hep öyle olduğunu anlar. Bu durum Scout’un iç dünyasını derinden yaralayacaktır.

Kitap zaman zaman Scout’un çocukluk anılarına dönüş yaparak hem “Bülbülü Öldürmek” romanını anımsatıyor hem de okuyucuyu mutlu ediyor. Kitabın sonlarına doğru Scout’un babası ile yaptığı konuşmalar ise insanı gerçekten derinden vuruyor diyebiliriz.

Bu arada 2016’nın Şubat’ında hayata veda eden Harper Lee, 55 yıl sonra yayımlanan bu kitabını aslında “Bülbülü Öldürmek” kitabından daha önce yazmış.

Kitaptan alıntılar:

“Etrafım yüzlerce Zenciyle sarılıydı, onlar tarlalardaki emekçilerdi, pamuğu toplayanlar, yolları yapanlar, evlerimiz için ağaç kesenlerdi. Yoksuldular, hastalıklı ve pistiler, kimileri tembel ve miskindi, ama yaşamım boyunca bana onlardan tiksinmem, içlerinden birinden korkmam, içlerinden birine kabalık etmem gerektiği ya da onlardan birine kötü davranabileceğim, bunun da yanıma kâr kalabileceği fikri asla aşılanmadı. Onlar benim dünyama saygısızca dalmadılar, ben de onlarınkine dalmadım: Ava çıktığımda bir Siyahın arazisine izinsiz girmedim, orası bir Siyaha ait olduğu için değil, hiç kimsenin arazisine izinsiz girmemem gerektiği için. Bana zihinsel, toplumsal konum ya da refah düzeyi açısından benim kadar talihli olmayanları asla ezmemem, sömürmemem öğretildi, ayrıca herkes için geçerliydi, sırf Zenciler için değil. Bunun tersinin nefret edilesi bir şey olduğunu anlamam sağlandı. İşte ben Siyah bir kadın ve beyaz bir erkek tarafından böyle yetiştirildim.” s.153

“İnsanın doğumu son derece tatsızdır. Pistir, fazlasıyla acılıdır, bazen de tehlikelidir. Ve illa ki kanlıdır. Aynısı uygarlık için de geçerli.” s.172

“Her şeyi hem olduğu gibi, hem de olması gerektiği gibi görmelisin.” s.209

 Harper Lee okumak güzeldir 🙂

Bir Cevap Yazın