görsel Daha Mutlu Biri Olmak İçin Yapmanız Gereken 15 Şey

Hayat, her gün yaptığımız küçük şeylerin toplamı. Küçük şeylerden mutlu olmayı öğrendiğimizde ise yaşamın tümünden keyif almamız kaçınılmaz olacaktır.

Öncelikle bu yazıyı, insanın kendini nasıl daha mutlu hissedebileceği üzerine tavsiyelerde bulunmak amacıyla hazırladım. Boş sevinçler yaşamak, çevremizde ne olursa olsun umursamayıp kendi hayatımıza odaklanmak yönünde bencilce telkinlerde bulunmak amacıyla değil. İçinde yaşadığımız toplumun ruh halini de düşünerek sadece daha güçlü, daha sağlıklı ve dolayısıyla da daha mutlu bir ruh haline sahip olmak adına yapmamız gereken küçük detaylara odaklandım. Umarım yararlı olur.

Evinizi kişiselleştirin.

Yaşadığımız ev; ruhunuzun ihtiyacı olan aidiyet duygusunu besleyen önemli bir faktör olduğundan bu evin güzel olup olmaması ruhumuzu doğrudan etkilemektedir. Güzel bir evden kasıt elbette size göre güzeli yansıtan, kişiliğinizle bütünleşmiş bir ev. Bunun için, öncelikle biraz dekorasyon dergilerini taramak ve evinizi küçük dokunuşlarla değiştirebileceğiniz alternatifleri öğrenmekte fayda var. Örneğin kahveyi çok seven biriyseniz evinizde bir kahve köşesinin olması, kitapları çok seviyorsanız hoş bir kendi icadınız bir kitaplık oluşturmanız, duvarlara sevdiğiniz ressamların tablolarını asmanız, baktığınızda sizi gülümseten fotoğraflarınızı görünür yerlerde tutmanız, abajur, mum, kaktüs gibi süslerden yararlanmanızı önerebilirim. Bunun yanında nasıl bir evde yaşamak isterseniz isteyin yapılan araştırmalar, evinizin ferah ve aydınlık olmasının, oturma alanlarında sıcak renkler, yatak odası gibi alanlarda dinlendirici renkler kullanılmasının insan psikolojisini olumlu etkilediğini gösteriyor. Evinizi olabildiğince, kişiliğinize ve tarzınıza uygun düzenleyin. Bunun için pahalı ürünler almanıza da gerek yok bence, kendi el becerilerinizle de yapılabilecek pek çok alternatif var. Hem bu, yaratıcılığınızı da artırır.

Seyahat planları yapın.

Akşam eve geldiğinizde o gün yaşadığınız stresi, eşinizle sohbet ederek atmanızda bir sorun yok. Ancak bu konuşmayı fazla uzatmayın, gelecek tatilde nerelere seyahat edeceğinizi konuşmaya başlayın. Güzel hayaller kurun. Bunlar üzerine düşünün ve nasıl gerçekleştirebileceğinizi konuşun. Aslında gerçekleştirip gerçekleştirmemeniz bile önemli değil. Çünkü yapılan araştırmalar, gerçekleştirseniz de gerçekleştirmeseniz de tatil planı yapmanın, dahası güzel hayaller kurup bunu paylaşmanın insanı mutlu ettiğini, stresi azalttığını ve moral seviyesini arttırdığını göstermiş. Belki bazılarını gerçekleştirirsiniz bile.

Moral veren müzikler dinleyin.

Yorucu, depresif müziklerden kaçının. Hiç yoktan duygu durumunuzu karamsarlığa dönüştüren müzikleri hayatınızdan çıkarın. Depresif müzikler, hayatınızda hiçbir şeyi düzeltemeyecek, aksine daha fazla sigara ve alkol tüketmenize neden olacak. Kendinizi bundan sonra hiç mutlu olamayacak biri gibi yalnız ve şanssız hissetmenize neden olacaklar. Bazıları, bu tarz mutsuz, çok acılar çekmiş insan triplerine girmeyi severler. Aslında bu, ruhsal bir sorundur ve çevresinin ilgisini çekmeye çalışan kişilerde görülür. Acıklı müzikler dinleyip hiç yoktan kendinizi ağlayan biri haline dönüştürüyorsanız bir psikologla görüşmenizde fayda var. Bu kadar abartmadıysanız da zaten çözüm kendi ellerinizde.

Kendinize inanın.

Kendinizi durduk yere karamsal biri haline getirmeyin dedik, evet. Ancak kendinizi hüzünlü hissettiğiniz anlarda da bunu yaşamaktan korkmayın. Hüzünlü olmanız bir hastalık belirtisi değildir, hatta belki geçerli nedenleriniz var. Israrla bu ruh halinden kurtulmaya çalışmaksa daha fazla bu ruh haline saplanmanıza neden olabilir. Bugün hüzünlüyseniz bırakın öyle kalsın, bunun keyfini sürün. Korkulacak bir şey yok. Hayatınızdaki olumsuzlukları da kabullenmeyi bilmelisiniz. Bunların ömür boyu sürmeyeceğini, onları yeneceğinizi de bilmelisiniz. Hayattan korkmayın. Olacaklardan korkmayın. Ne olursa olsun her şeye göğüs gerebileceğinizi, gücün sizin elinizde olduğunu bilin. Kendinize inanın.

Anı yaşayın.

Örneğin; eşinizle kahvaltı yapıyorsunuz, haberlerde de dışarıda inanılmaz bir trafik olduğunu gördünüz. Dönüp trafiğe saydırarak, trafikten şikayet mi ediyorsunuz? Yoksa kahvaltının keyfini mi çıkarıyorsunuz?

Birincisini yapanların ileride kanser olma ihtimallerinin ikincisini yapanlardan daha fazla olduğunu hemen belirtelim. 15 dk sonra dışarı çıktığınızda zaten kaçınılmaz olarak yaşayacağınız trafik stresini 15 dk önceden yaşamaya başlamanızın akıllıca bir tarafı da yok. Trafik konusunda ilgili mercilere uyarı ve önerilerde bulunacaksanız amenna… Ancak yaptığınız şey sadece şikayet etmekse, aslında yaptığınız şey sadece kendinize negatif enerji yüklemektir.

İkincisini yapıyorsanız zaten anı yaşıyorsunuz demektir.

Pozitif olun.

Yapılan araştırmalar, sürekli bir şeyler şikayet etmek, olumsuz düşünmek, şanssız olduğuna inanmak gibi düşüncelerin zihni yorduğunu ve moral üzerinde negatif etkiye sahip olduğunu göstermekte. Bunun yerine zihninizi güzel şeylerle doldurun. İnanmak başarmanın yarısıdır derler. Olumsuza inanırsanız çoktan yarısını gerçekleştirmiş olursunuz. Olumlu düşünürseniz bunun da çoktan yarısını gerçekleştirmiş olursunuz.

Özgür olun.

Kelimenin kökenine inersek “özgürlük” insanın “öz”ünün “gür”leşmesidir. Yani insanın kendi istediklerini yapması, istediği şeyleri hayatında gürleştirmesidir. Özgürlük, insanın özünün dışavurumudur. Kim ne der, ne düşünür gibi çevresel faktörlerden uzaklaşıp, hırs, kapris, kıskançlık gibi duygulardan arınıp, kendi özünüze dönün ve onu yaşayın. Bunun içinde öncelikle kendinizi iyi tanıyın.

Özgürlük, kendini olgunlaştıramamış zayıf bir kişiliğin canının istediğini yapması değil, özünden haberdar olan olgun bir kişiliğin içinden geleni yapması ve bundan mutlu olmasıdır. Bu nedenle kendinizin farkında olmak veya en azından başka insanların değerlerinin kölesi olmamak özgür olmanın ilk şartıdır.

Ve unutmayın: “Özgürlük, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter.” 

Ertelemeyin.

Hayat yapmak istediğimiz pek çok şeyi ertelemek ve ardından da ertelediğimiz bu arzularımızı unutmakla geçiyor. Yapmak istediklerinizi ertelemek onları unutmanın da ilk adımı. Bu nedenle yapmak istediklerinizi ertelemeyin. Dahası yapmak istemediklerinizden vazgeçmeyi de ertelemeyin. Ertelemek, hayatı ertelemektir.

Yapmak istediğiniz şeyler neler? Hayatınızı nasıl yaşamak istiyorsunuz? Öncelikleriniz ne kadar hayatınızda? Bu soruların cevabını verin ve bunları ertelemeyin.

Dırdır etmeyin.

“Eğer ben söylemezsem kocam evde asla hiçbir şey yapmaz.” diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Araştırmalar, eşlerin birlerine sürekli aynı şeyleri söylemesinin kısa vadede çözüm getirirken uzun vadede ilişkiyi bozduğunu göstermiş. Dır dır etmeyin, bazı şeylerin değişmesi için zaman verin. Tatlı dilli olun. Tatlı dilli olmak, karşınızdaki kişinin de size öyle davranmasını sağlar. Bu anlamda insanlara güvenin.

Günlük tutun.

Araştırmalar, her gün yaşadıklarını ve duygularını yazanların ya da günlük tutanların daha mutlu olduklarını göstermiş. Yazmak, karşınıza bir insanı alıp konuşmak gibi içinizi boşaltmanızı sağlıyor. Hem de karşınızda sizi yargılayan biri olmadan. Akşamları yatmadan önce veya sabah iş yerine ilk geldiğiniz anda mutlaka bir kalem kağıt alın ve yaşadığınız şeyleri, düşündüklerinizi yazın. Yazmak aynı zamanda yaratıcılığı da artırıyor ve zekayı geliştiriyor.

Mükemmeliyetçi olmayın.

Mükemmeliyetçilik aslında doğayı, doğalı kusurlarıyla kabul etmemekten ya da edememekten kaynaklanan normal olmayan bir durumdur. Çevremizde bir çok mükemmeliyetçi olmakla övünen insanlar görürüz. Ancak mükemmeliyetçilik, bardağın dolu tarafını görmek yerine bardağın boş tarafına odaklanmaktır. Elinde olan güzel bir şeyden mutlu olmak yerine sürekli “daha iyisi olabilirdi” demektir. Mükemmeliyetçi biriyseniz bundan vazgeçin ve bunun hiç de övünülecek bir şey olmadığını bilin.

Her gün en az 15 dk. egzersiz yapın.

Her gün düzenli olarak egzersiz yapmanın kişiyi daha mutlu yaptığı, mutluluk hormonlarını çalıştırdığını artık herkes biliyor. Sporu sadece kilolu insanların yapması gereken bir aktivite olarak görmekten vazgeçin ve hem bedenen hem de ruhen daha sağlıklı olmak için her gün mutlaka egzersiz yapın.

Her gün mutlaka 15 dk. şekerleme yapın.

Şekerleme yapmak, vücudunuzu yenilemektir. Vücudunuzu yenilemek ise aynı zamanda beyin performansınızın artmasına ve zihninizin daha zinde olmasına yardım eder. Günde sadece 15 dk şekerleme yaparak yaşamınızda ve günlük enerjinizde büyük bir fark yaratabilir, dolayısıyla da kendinizi daha enerjik ve daha mutlu hissedebilirsiniz.

Günlük vitamin ve mineral ihtiyacınızı tam karşılayın.

Günlük vitamin/mineral ihtiyacınızı asla ihmal etmeyin. Çünkü mutluluk hormonlarının çalışması için vücudun bazı vitamin ve minerallere ihtiyaç duymaktadır. İyi beslenmeyen bir vücuttan nasıl güçlü olmasını bekleyemezsek aynı vücuttan sağlıklı bir ruh hali de bekleyemeyiz.

Meditasyon yapın.

Meditasyon, rahatlamanın en eski yollarından biridir. Sadece ruh ve beden sağlığınızı değil, beyin sağlığınızı da artırır ve beyin fonksiyonlarınızın zinde kalmasını sağlar. Araştırmalar meditasyon yapanların daha rahat ve daha mutlu olduklarını göstermektedir.

Bir Cevap Yazın