görsel Edebiyat Tarihinin En İyi Giriş Cümleleri

Edebiyat tarihinin en iyi giriş cümleleri kapsamda internette farklı listeler olmakla birlikte ben kendi listemi hazırladım. Okuduğum kitaplar arasında en beğendiğim giriş cümleleri:

Kör Baykuş – Sadık Hidayet

“Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acaip gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır. Afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devaların da etkisi geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler”

Yusufçuk Yusuf – Akçasazın Ağaları 2 – Yaşar Kemal

“O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler gittiler.”

Yer Altından Notlar – Dostoyevski

“Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum. Tıbba, hekimlere saygı duymakla birlikte, simdiye dek tedavi olmadığım gibi, bundan sonra da böyle bir şey düşünmüyorum. Üstelik boş inançları olan bir insanım, hem de tıbba saygı duyacak kadar. (Oldukça iyi bir öğrenim gördüm, boş inançlara inanmamam gerekirdi, ama inanıyorum işte.) Hayır, hayır, salt hıncımdan dolayı tedavi olmak istemiyorum. Siz bunu anlayamazsınız. Ama ne ziyanı var, ben anlıyorum ya! Bu huysuzluğumla kime kötülük edeceğimi açıklamak elimde değil, bunu ben de bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa, o da tedaviden kaçmakla hekimlere bir “zarar veremeyeceğim”, olsa olsa bütün zararı kendimin çekeceğidir. Yine de hıncımdan tedavi olmuyorum! Karaciğerim ağrıyormuş, varsın daha beter ağrısın!”

Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi Tanpınar

“Beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler.”

Lolita Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin İtirafları – Vladimir Nabokov

“Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi.”

Herzog – Saul Bellow

“Aklımı kaçırdıysam bana göre hava hoş, diye düşündü Moses Herzog.”

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin – Tezer Özlü

“Ben bu coşkulu havaya gene biraz melankoli getirmek zorunda kalacağım.”

Bir Adam Yaratmak – Necip Fazıl Kısakürek

HUSREV – Babası, kendisini bir incir dalına asmıştı.

TURGUT – Nitekim sonunda, o da kendisini bir incir dalına asıyor.

Yabancı – Albert Camus

“Anam ölmüş bugün. Belki de dün, bilmiyorum.”

Çavdar Tarlasında Çocuklar – J. D. Salinger

“Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak bir söz etsem, bizimkilere inmeler iner.”

Tıkanma – Chuck Palahniuk

“Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hala tek parçayken hemen kaçın. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. Doktor olun. Kendinizi adam edersiniz belki. Kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. Saçlarınızı falan boyayın. Artık gençleşmiyorsunuz. Burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. Sonra her şey daha da kötü olacak.”

Günlükler  – Sylvia Plath

“Hiçbir zaman mutlu olmayabilirim ama bu gece halimden çok memnunum.”

Semerkant – Amin Maalouf

Atlat Okyanusu’nun dibinde bir kitap yatıyor. Anlatacağım, işte onun hikayesi.

Dönüşüm – Franz Kafka

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.”

Karenina Lev Nikolayeviç Tolstoy 

“Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”

Hikayem Paramparça – Emrah Serbes

“Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen böyle olur, her şey üst üste gelir.”

Los Angeles Yolu – John Fante

“Los Angeles Limanı’nda bir çok işe girip çıkmıştım, çünkü yoksulduk ve babam ölmüştü.”

Deli Kadın Hikayeleri – Mine Söğüt

“Hiç görmediğim bir rüyanın kadim yorumunu yapmak için karşıma oturdu. Rüyayı görmediğimi ben biliyordum. O bilmiyordu. Söyleyeceklerini o biliyordu, ben bilmiyordum.”

Üç Beş Kişi – Adalet Ağaoğlu

“Yaşamı kendi isteklerimiz doğrultusunda örgütleyemeyiz ki!”

Bridget Jones’un Günlüğü – Helen Fielding

“Haftada 14 birimden fazla alkol almayacağım.”

Bir An Bir Parça – Enver Aysever

“Aslında bir başka roman yazacaktım ben. Ama garip olaylar, beni elinizde tuttuğunuz bu romanı yazmaya itti.”

Kassandra Damgası – Cengiz Aytmatov

Bu defa da, bir zamanlar olduğu gibi, ilk önce söz vardı. Tıpkı o Ölmez Kitap’ta olduğu gibi…

Middlesex – Jeffrey Eugenides

“Ben iki kez doğdum: İlkinde 1960 yılının Ocak ayında, Detroit için inanılmaz derecede dumansız bir günde kız olarak ve daha sonra tekrar 1974 yılının Ağustos ayında Michigan-Petoskey’de bir acil kliniğinde, ama bu defa ergenlik çağında bir delikanlı olarak.”

Serenad – Zülfü Livaneli

“Uçakta rahat eden insanlar, yeryüzünden sekiz bin metre yukarıda, boşlukta, metal bir kutunun içinde olduklarını unutup kafalarını şarabın kalitesine, yemeğin lezzetine, koltukların genişliğine takanlardır ki, hemen söyleyeyim ben de onlardan biriyim.”

Çocukluğum – Maksim Gorki

“Babam dar ve yarı karanlık odada, yerde, penceremin altında yatıyor; üzerinde beyaz ve alışılmadık derecede uzun bir giysi var; ayakları çıplak, ayak parmakları tuhaf bir şekilde birbirinden ayrık. Göğsünde alabildiğine dingin, huzur içinde duran güzel ellerinin parmaklarında da bir çarpıklık var gibi. Neşe dolu gözleri, ürezlerine kararmış iki bakır para konularak kapatılmış. İyilik dolu güzel yüzü kararmış; bu kararmış yüz, sırıtmış gibi görünen dişleriyle beni ürkütüyor.”

Alper Kamu Cehennem Çiçeği – Alper Canıgüz

“Bilirsiniz, insanlar doğar, ölür ve sonra büyür.”

Noel Şarkısı – Charles Dickens

“Marley ölmüştü. Bunu baştan belirtelim. Bu konuda hiçbir kuşku yok. Papaz, belediye memuru, cenazeci ve de mirasçı, gömme kağıdını imzalamışlardı. Scrooge da imzasını basmıştı. Scrooge’un imzası borsa çevrelerinde çok saygın ve geçerliydi. Demek ki Marley, halk ağzında denildiği üzere, kapı çivisi gibi ölüydü.”

Palyaço – Heinrich Böll

“Bonn’a vardığımda hava kararmıştı. Bir yere varışımdan sonra yaptığım hareketler beş yıldır hep aynıydı, otomatikleşmiştim artık. Peron merdivenlerini inip çıkmak, bavulu yere koymak, palto cebinden bilet çıkarmak, bavulu yerden almak, bileti vermek, akşam gazeteleri için bayiye uğramak, istasyondan dışarı çıkıp bir taksiye el etmek. Hemen hemen beş yıldır her sabah bir yere doğru yola çıktım veya bir yere vardım.”

Aziz Bey Hadisesi – Ayfer Tunç

“Bir gece Zeki’nin meyhanesinde acıklı bir hadise meydana geldi”

Geveze Yürek – Edgar Allan Poe

“DOĞRU! – gergindim – çok çok fazla gergindim ve hâla öyleyim; fakat delirmiş olduğumu söyleyebilir misiniz? Bu hastalık hislerimi keskinleştirdi – yok etmedi – körleştirmedi onları. Hepsinden önce keskin bir duyma hissi başladı. Gökteki ve yerdeki her şeyi duyuyorum. Cenennemdeki bir çok şeyi duyuyorum. Nasıl – olur da – deli olurum? Dinleyin! Ve izleyin nasıl da sağlıklı – nasıl da soğukkanlılıkla anlatacağımı tüm hikâyeyi.”

İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens

“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana – sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.”

Mavi Karanlık – Vedat Türkali

“Nasıl sevmem bu kenti? Bu maviden yeşile güneşe boyanmış doğa, insanı küçümsemeden nerde böyle kuşatır dört yanı?”

Arıların Gizli Yaşamı – Sue Monk Kidd

“Geceleri yatağa uzanır ve gösteriyi izlerim. Yatak odamın duvarındaki yarıklardan girip, içeride hapsolan arıların gösterisidir bu. Odanın içinde daireler çizer, pervaneninkine benzer sesler çıkarırlar. Yüksek perdeden zzzzzz’ler tenimde mırıldanır.”

Hayalet Sevgilim – Laura Whitcomb

“Üzerimde birinin bakışlarını hissettim. Çok rahatsız edici bir duyguydu, özellikle de ölü olduğum düşünülünce.”

Madde 22 – Joseph Heller

“İlk görüşte aşktı bu. Yossarian papazı görür görmez, ona çılgınlar gibi aşık oldu.”

Annem ve Hayatın Anlamı – Irvin Yalom

“Alacakaranlık. Belki de ölüyorum. Uğursuz şekiller yatağımın etrafını çevreliyor: kalp monitörleri, oksijen tüpleri, serum şişeleri, plastik boru sarmalları – ölümün bağırsakları. Göz kapaklarımı kapatıp karanlığa süzülüyorum.”

Muhteşem Gatsby – F. Scott Fitzgerald

Çok daha genç ve toy olduğum yıllarda, babamın hiç aklımdan çıkmayan bir öğüdü olmuştu: “Birini eleştirmeye niyetlendiğinde,” demişti, “yeryüzündeki herkesin senin imkanlarınla doğmadığını hatırla, yeter.”

Diriliş – Tolstoy

“Küçük bir yerde birkaç yüz bini bir araya gelmiş insanlar, üzerlerinde topladıkları toprağı ne kadar bozmaya çalışmış, hiçbir şey yetişmesin diye taşlarla doldurulmuş, taşların arasından uç veren otları yolmuş, ortalığı kömür ve petrol dumanına boğmuş, ağaçların orasını burasını kesmiş, tüm hayvanları ve kuşları kaçırmış olsalar da bahar, kentte bile yine bahardı.”

Northanger Manastırı – Jane Austen

“Catherine Morland’ı küçüklüğünde gören hiç kimse onun bir kahraman olmak üzere doğduğunu düşünmezdi.”

Dövüş Kulübü – Chuck Palahniuk

Tyler bana bir garsonluk işi buluyor, sonra ağzıma bir silah sokmuş ve diyor ki, sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorundasın.”

Kar – Orhan Pamuk

“Karın sessizliği, diye düşünüyordu otobüste şoförün hemen arkasında oturan adam. Bu bir şiirin başlangıcı olsaydı içinde hissettiği şeye karın sessizliği derdi.”

Bir Cevap Yazın