görsel Evvel Zaman Hikayeleri: Kargalar Neden Siyahtır?

“Bir zamanlar hiç arkadaşı olmayan bir korkuluk varmış. Buğday tarlasında çalışıyormuş. İşi zor değilmiş ancak çok yalnızmış. Konuşacak hiç kimsesi yokmuş. Günler ve geceler hep aynıymış. Yapabildiği tek şey gökyüzündeki kuşları izlemekmiş. Ne zaman kuşlar üzerinden geçse, onlara el sallarmış. Fakat kuşlar asla cevap vermez, korkup kaçarmış…

Bir gün korkuluk yasak olan bir şey yapmış ve kuşlara biraz tohum uzatmış. Ancak kuşlar almamış. Korkuluk endişelenmiş. “Neden kimse benimle arkadaş olmak istemiyor?”

Günler geçmiş… Ta ki soğuk bir gece yaralı bir karga ayaklarının dibine düşene dek… Karga ağlıyor, açlıktan kıvranıyormuş. Korkuluk, kargayı iyileştirmeye karar vermiş. Birkaç gün sonra yaralı karga iyileşmiş. Korkuluk, karga ayrılmadan önce, kuşların onunla neden arkadaş olmadığını sormuş. Karga da ona korkulukların yaptığı işi anlatmış… Korkulukların yemek yemek isteyen zavallı kuşları korkuttuğunu… Kötü, canavar ve hatta şeytan olduklarını anlatmış…

Aşağılanmış hissetmiş Korkuluk. Şeytan olmadığını söylemiş… Ama bir kez daha arkadaşsız kalmış… O gece Korkuluk hayatını değiştirecek bir karar almış. Sahibini uyandırmış ve ona başka bir iş istediğini söylemiş. Artık kuşları korkutmak istemiyormuş…

Korku içinde kalan sahip, tüm komşularını uyandırarak onlara Korkuluğun canlandığını ve bunun ancak bir şeytan işi olabileceğini söylemiş. Köylüler toplanıp ellerinde meş’alelerle Korkuluğun bulunduğu değirmene gelmişler. Korkudan değirmene saklanan Korkuluğu öldürmek için tüm değirmeni ateşe vermişler. Değirmenin yakınında uçan yaralı karga tüm olanları görmüş ve hemen arkadaşlarına haber vermiş. Onun iyi bir Korkuluk olduğunu, hayatını kurtardığını anlatmış.

Hikayeyi öğrenen kargalar, Korkuluğu kurtarmak için hemen harekete geçmişler ancak çok geç kalmışlar. Korkuluk yanarak ölmüş.

Kargalar şafak söküp alevler sönene kadar beklemişler. Korkuluktan geriye kalan küllere uzanıp külleri almışlar ve yükseklere uçmuşlar. Çok yükseklere… Ve en yüksekten külleri havaya savurmuşlar. 

Rüzgar, külleri ülkenin dört bir yanına saçmış. Küller kargalarla yan yana uçuyormuş artık… Ve bundan böyle Korkuluk bir daha asla kendisini yalnız hissetmemiş. Çünkü külleri yeni arkadaşlarıyla uçuyormuş… Korkuluğun acı ölümünün anısına, kör karga ve tüm arkadaşları yas tutup karalar giymeye karar vermişler… Ve o günden beri, Korkuluğun anısına, tüm kargalar siyahmış…”

Bu hikaye aşağıda izleyeceğiniz “The Legend of the Scarecrow” isimli mükemmel kısa filmden alınmıştır. Yazan ve yöneten 1969 Madrid doğumlu Marco Besas. 2005 Kısa Film Festivalinde en iyi İspanyol kısa animasyon filmi ödülünü almış. Orijinal adı: La Leyenda del Espantapájaros.

Hikayenin İngilizce metnini okumak isteyenlere:

Once upon a time a scarecrow who had no friends… He worked in a wheat farm, it wasn’t a hard work but very lonely indeed… Noone to talk with… His days and nights become eternal… The only thing he could do was to watch the birds… Every time they flew by, he waved them… But they never answered… It was like they have fear of him… One day the scarecrow did something that was forbidden… He offered them some seeds. But even then, they wanted nothing to do with him… The scarecrow wondered why noone wanted to be his friend… So the time passed by… Untill one cold night… A blind crow fell at his feet… The crow was crying and starving… so the Scarecrow decided to look after of him… Several days later, the blind crow got better… Before saying goodbye the Scarecrow asked why the birds never wanted to become friends with the scarecrows. The crow explained that the scarecrow’s job was…  to scare the poor birds who only wanted to eat… That they were evil and despicable beings… Monsters… Offended, the Scarecrow explained that he wasn’t evil. Although he was a scarecrow… Once again the Scarecrow was left without friends… That same night he decided to change his life… He woke his master and told him, that he wanted another job… that he didn’t want to scare the birds anymore… Terrified, the master woke all the neighbors… He told them that his scarecrow come to life and this could only be the work of the devil… Near the mill was the blind crow… his friends explained to him, that the villagers were burning a mill… where a scarecrow, with a long scarf, was hidden… The blind crow explained to them that… he was the good scarecrow, the one who saved his life… Moved by the story, the crows wanted to save the scarecrow… But it was too late and they couldn’t do anything… The scarecrow died, burned… The crows waited till dawn and when the flames stopped… They approached to the rest of the deceased… They took the ashes of the Scarecrow and flew high… very high… and from the highest… they spread the ashes in the air… the wind carried the ashes across the region… The ashes flew along with all the crows… so this way, the Scarecrow never felt alone again… Because his ashes, now, fly with his new friends… And in memory of the tragic death of the Scarecrow… the blind crow and all his friends decided to dress in mourning… And so since then… in memory of the Scarecrow… All the crows are… black…

Bir Cevap Yazın