görsel Evvel Zaman Hikayeleri: Martılar Neden Hep Denizin Üzerinde Uçar?

Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken deniz aşırı bir ülkede bir kral ve güzeller güzeli bir prenses yaşarmış.

Prensesin güzelliği o kadar dillere destanmış ki, herkes prensesi konuşuyor, prensesi görmek istiyormuş. Kızını her şeyden çok seven ve sakınan kral ise bu durumdan rahatsız olmuş ve ülkedeki herkesin prensese bakmasını yasaklamış. Prenses dolaşmak için saray muhafızları ile dışarı çıktığı zaman halk eğilir ve gözlerini kapatır ya da evlerine kaçışırmış. Çünkü prensese bakmanın cezası ölümmüş.

Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında; bir delikanlı her şeyi göze alarak başını kaldırmış ve prensesle göz göze gelmişler… O an delikanlı prensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş, prenses de delikanlıya. Delikanlı günlerce uyuyamamış. Prenses de delikanlıya zarar gelmesin diye günlerce kendini saraya kapatmış, dışarı çıkmamış.

Gel zaman git zaman delikanlı, ölümü pahasına bile olsa prensesi bir kez daha görmeye karar vermiş ve her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına tırmanmış. Prensesle göz göze gelen delikanlı, tam konuşacağı sırada saray muhafızları delikanlıyı yakalamışlar ve Kralın karşısına çıkarmışlar.

Delikanlı ölümle cezalandırılacağını bildiğinden, Krala prensese duyduğu aşkı anlatmış. Kral tam ölüm emrini vereceği anda, prenses babasına yalvararak delikanlıyı öldürmemesini, başka bir ceza ile cezalandırılmasını istemiş. Kızına kıyamayan Kral, bir gemi hazırlatarak uzak diyarlarda bulunan bir adaya fener yaptırmış ve delikanlıyı oraya hapsetmiş.

Aylar geçmiş ancak delikanlı prensesi unutamamış ve aşkını martılara anlatıp kağıtlara dökmüş… Artık bütün martılar delikanlının prensese olan aşkını biliyormuş ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar… Prensesin yazdığı mektupları da delikanlıya götürmüşler. İki gencin aşkı iyice büyümüş. Ta ki bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yapan Kralın, ağzında mektupla gelen martıyı fark etmesine dek…

Ancak korkulan olmamış. Kral bu duruma kızmak yerine, aralarındaki aşkı anlamadığı için kendisine kızmış ve kızına; hemen bir gemi göndertip delikanlıyı getireceğini ve kendisi ile evlendireceğini söylemiş. Sevinçten uçan prenses hemen delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış. Mektubu verdiği martıya da tüm martıların düğünlerine davetli olduğunu söylemiş. Habere çok sevinen martı, mektubu bir an önce götürmek için yola çıkmış. Tam yolu yarılamışken yanından geçen diğer martılara düğüne davetli olduklarını söylemiş. Ancak bunu söylerken martı gagasındaki mektubu düşürmüş.

Tüm martılar mektubu aramaya başlamışlar; fakat bir türlü bulamamışlar…

Bu arada prensesten mektup alamayan delikanlı, yeni bir mektup göndermek için tek bir martı bile bulamamış. Tüm martılar delikanlının biraz ilerisinde uçuyor fakat delikanlının yanına gitmiyorlarmış… Prensesin mektubunu arıyorlarmış.

Prensesin kendisini artık unuttuğunu ve istemediğini, martıların da bu yüzden yanına gelmediğini düşünen delikanlı üzüntüsünden kendisini fenerden kayalara bırakarak intihar etmiş. Kralın gemisindekiler adaya vardıklarında delikanlının soğuk bedeni ile karşılaşmışlar.

Ve o günden sonra tüm martılar hala o mektubu arıyor; mektubu bulup o inanılmaz sevgiyi geri getirebileceklerine ve her şeyi düzelteceklerine inandıklarından hep denizin üzerinde uçuyorlarmış.

Kaynak: Anonim

One comment

Bir Cevap Yazın