görsel Halide Edip Adıvar – Son Eseri

Halide Edip Adıvar‘ın “Son Eseri” isimli kitabı ile ilgili güzel düşüncelerle geldim bugün. Hızlı okunabilecek, hüzünlü ve etkisini derinden hissettiren bir eser. Adıvar‘ın mükemmel gözlem yeteneği ile Doğu-Batı sorunu, kentli-köylü tezatı ve İstanbul sosyetesi hakkında önemli tenkitlere haiz. Ayrıca günümüzde kullanılmayan eski Türkçe kelimeleri hatırlamak için de mükemmel bir kaynak…

Roman; Feridun Hikmet isminde bir romancının yaşamından, imkansız bir aşk öyküsüne geçen hüzünlü bir hikaye anlatıyor. Kitabın ilk sayfaları; Feridun Hikmet aracılığıyla bir romancı neden yazar ve nasıl yazmalıdır sorularına da cevap vermiş:

“Elim değmişken bir itirafta bulunayım: Yazılarımı kendi hayatımdan çıkardığımı iddia edenler tamamen yanılmıştır. Ben sanatımı kendimden değil başkalarının hayatından aldım, yani tufeyli bir mahluk gibi başkalarının hesabına, başkalarının hislerini ve fikirlerini kullandım. bana derler ki, bu kadar kudretle aşktan bahseden, kendi aşkı tatmamış bir sanatkar olabilir mi? Bu sual doğru fakat yazıcılar için değil, yani romancılar için değil. Belki şair yahut musikişinas en çok kendi duygularını sanatına kor fakat romancı için bu kifayet etmez çünkü onun sahası daha çok geniştir.Onun malzemesi etrafındaki heyecan, etrafındaki ıstırap, düşünce yahut kahkahadır. Yalnız kendi tecrübelerini yazmaya kalkan romancı çabuk tükenir; başkalarının kafaları ve kalpleri içinde yaşayamayan romancı belki dünyaya bir tek şaheser verebilir; fakat ondan sonra yazdıkları birer kopya, birer tekrardan ibaret kalır. Dünyayı kendine mal edinemeyen romancı nihayet suyu sıkılmış bir limon kabuğuna benzer.” s.16

Feridun Hikmet; yıllar öncesinde Mediha isminde evli bir kadını sevmiş ve Mediha’nın kocasından (Asım) ayrılmasına vesile olarak Mediha ile evlenmiştir. Asım bu durumu yıllarca üzerinden atamamış ve kendisi kadar kardeşi Kamuran da bu durumdan derin üzüntü yaşamıştır. Ancak kitabın konusunu oluşturan aşk; Feridun ile Mediha’nın aşkı değildir. Bilakis Feridun, Mediha’nın içindeki boşluğu doldurmadığını söyler. Kitabın konusunu oluşturan aşk; Feridun’un Kamuran’a duyduğu aştır… Eşini elinden aldığı Asım’ın kardeşine duyduğu aşk…

Kitaptan alıntılar;

“Para ve iyi terzi birleşince herhangi kuklayı zarif bir şekle sokabilir.” s.36

“Sinirime dokunan iki şey vardır: Biri sahte tehalük ve nezaket, öteki etrafındakilerin varlığı kendisine bir tesir yapmayacağını göstermek için alınan soğuk tavır.” s.48

“Ben sizi muharrir olarak değil, insan olarak resmetmek istiyorum. Ötekini herhangi fotoğrafçı yapar.” s.58

“Annem, annem, dünyanın batacağına fakat onun öleceğine inanmazdım. Şimdi nerede? Bir avuç toprak…” s.61

“Mübalağa etmeden sizi temin ederim ki, sizi tanıdığım gün benim için yepyeni bir devir başladı. Adeta bir şeye inanmayan bir adamın gönlüne ilahi bir haber gibi nazil olmuştunuz. Mesih nefesi gibi ölü bir vücuda yeni bir ruh aşılıyordunuz.” s.77

“Fedakar kelimesinden alelade kendini başkalarına hizmete, şahsi menfaatlerini unutmaya çalışan adam anlarız. Fedai muayyen bir fikir için her şey ama her şeyi fedaya karar vermiş insandır. Bunda can, mal, bir para etmez. Hatta kanunun men ettiği herhangi hareketi ihtiyar bile fedailiğin vazifeleridir.” s.110

“Bu şehir bana ruhsuz görünüyor. Belki onun sadece vücudunu, dışarıdan görünüşünü bildiğim için. Herhalde burada hissettiğim yalnızlığı çölde olsam hissetmeyeceğime eminim. Belki de bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyük şehir böyle garip bir yalnızlık hissi veriyor. Her halde, ben o kadar zahmetle bırakıp kaçtığım aile hayatının hususiyetini, sıcaklığını pek çok özlüyorum.” s.119

“Acaba hala beni seviyor mu? yoksa onun için artık ben de solgun bir hayalden ibaret miyim?” s.119

One comment

  1. Yazarın “Handan” kitabından falan daha güzel. Sonu biraz Türk filmi vari ama konunun anlatımı ve tarzı çok güzel. Eski edebiyat eserlerinin yeri başka oluyor.

Bir Cevap Yazın