görsel Hayat Dolu Bir Kent: Eskişehir

Hayat dolu gecesiyle, öğrenci dostu mekanlarıyla ve güler yüzlü insanıyla Avrupa kentlerini aratmayan Eskişehir’e sonunda seyahat etme şansı buldum. Bugüne kadar gidip görmediğim, yalnızca öğrenci şehri namıyla duyduğum Eskişehir, gerçekten de Türkiye’nin en yaşanılabilir şehirlerinden biriydi. İnsanın tutkuyla seveceği bu güzel kente İstanbul’dan hızlı trenle yalnızca iki buçuk saatte ulaşabilirsiniz.

Nisanın ilk ışıklarında, sırt çantalarımızı aldığımız gibi raylar üstünde geçen seyahatimize başladık. Şehre ilk adımımızı attığımız anda ardımızdan koşarak bize yol gösteren taksici amcadan tutun, bize gideceğimiz mekana kadar eşlik eden simitçiye kadar yardımsever insanlarla karşılaştık. İlk günü, tarihi Odunpazarı evlerini ziyaret ederek geçirdik. Rengarenk evleri ile adeta bize bir tablo sunan bu yaşlı semt, şehrin en eski yeri aslında. Taş sokaklarından yürürken, tarihe bir yolculuk yapıyorsunuz. Şehrin önde gelen dini yapısı Kurşunlu Camii ve Külliyesi, sanatın kalbinin attığı El Sanatları Çarşısı ve Eskişehir’i ayaklarınızın altına seren Şelalepark, kanımca gidilecek yerler listenizin üst sıralarında yer almalı.

İkinci gün, Eskişehir’in “Masal Şatosu”nu görmeye gittik. Şehrin içinde tramvay ve otobüsler ile insanlar ulaşımını sağlıyor. Biz daha çok yürümeyi tercih etsek de, tek kullanımlık biletler alarak istediğiniz yere kolayca ulaşabilirsiniz. Otobüsle kısa bir yolculuk sonunda şehrin bir nevi simgesi haline gelmiş meşhur Sazova Parkı’na vardık. Göğe uzanan Masal Şatosu, baharı selamlayan yemyeşil bahçesi ve gölde salınan nazlı kuğuları ile adeta bir masal diyarı uzanıyordu karşımızda. Tatlı bahar esintisinde yürüyüş yaparken, gölde heybetli Korsan Gemisinin yanından geçtik. Bir tarafta Nuh’un Gemisi yatarken, bir diğer yanda görkemli Masal Şatosu yer alıyordu. Öğrenci için 3 TL ve yetişkin için 5 TL gibi inanılmaz uygun fiyatlara şato ve gemiyi gezme şansı elde edebilirsiniz. Şatonun içinden kuleye tırmandığımızda, peri masallarından fırlamış bir karakter gibi altımızda uzanan manzarayı seyrettik.

Sazova Parkı’nın öteki tarafında ise; Bilim-Kültür Merkezi, Uzay Evi ve Hayvanat Bahçesi yer alıyor. Ne yazık ki önceden rezervasyon yaptırmadığımız için Uzay Evi’ne giremedik. Ancak hayvanat bahçesinde fazlasıyla tatlı mirketler, konuşkan papağanlar ve oyuncu foklarla vakit geçirdik. Sualtı dünyasına girdiğimizde, güler yüzlü vatozlar ve pek de vahşi gözükmeyen köpekbalıkları bizi karşıladı. Masmavi dünyada, arka fonda çalan huzurlu müziğin eşliğinde dans eden balıkların zarif görüntüsüyle büyülendik.

Öğleden sonra, parkta tanıştığımız dükkan sahiplerinin önerisi üzerine merkeze geri dönüp Köprübaşı’na gitmeye karar verdik. Porsuk Çayı‘nın yanı başındaki çimlerde gitar çalıp şarkı söyleyen gençler, suyun üstünden yavaş yavaş geçen gondollar ve rengarenk köprüleriyle Eskişehir mis gibi gençlik ve özgürlük kokuyordu. Burası pek çok yönden bana Hollanda’nın sevimli kentlerini andırdı. Köprübaşı’ndan söz etmişken, burada özellikle birkaç yeri önermek istiyorum. Herkesin yerini parmakla gösterdiği Papağan Çiğ Börek’ten bir porsiyon çiğ börek yemeden dönmemenizi şiddetle tavsiye ederim. Adının hakkını sonuna kadar veren Travellers’ Cafe’de oturun ve kahvenizi manzaraya karşı yudumlayın. Duvarları ilginç sözler ve plakalar ile süslenmiş bu hoş cafe, özellikle seyahat sevdalıları için son derece yerinde bir seçim olacaktır. Günü batırdıktan sonra, köprüden karşıya geçin ve Adımlar Kitap & Kafe’ye uğrayın. Önce kitabevinde güzel bir kitap keşfinde bulunun, daha sonra da samimi kafesine oturup Porsuk Çayı’nı seyrederek yemek yiyin. Adımlar’ın en alt katında felsefe ve film gibi alanlarda çeşitli atölyeler düzenleniyor; bir nevi kültürel sohbetlerin adresi. Köprübaşı’nın en beğendiğim iki yeri olan Travellers’ Cafe ve Adımlar’a uğramadan dönmemenizi öneririm.

Tabii Eskişehir deyince, yalnızca gündüzleri anlatmak doğru olmaz. Sıkıcı bir pazartesi ya da havalı bir cumartesi demeden her gecesi hayat ve müzik dolu barlar sokağından bahsetmek lazım. Renkli fenerlerin aydınlattığı sokaktan yürürken, her bardan ayrı bir canlı müzik duyuyorsunuz. Genelde öğrencilerin sahne aldığı ve öğrenci dostu fiyatlarıyla gülümsettiği barlar, keyifli bir gece vaat ediyor.

Bütün bu anlattıklarımın yanı sıra, şehrin merkezinde hızlı trene beş dakika uzaklıkta olan Espark Alışveriş Merkezi yer alıyor. Önünden tramvay, otobüs ve minibüslerle her yere kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ancak benim önerim, güzel bir bahar gününde spor ayakkabılarınızı giyin ve şehrin nefes alan sokaklarında yürüyüş yapın. Tatlıcıları, restoranları, cafeleri, kitapçıları, hediyelik dükkanları, mağazaları gezerek yürüyün. Porsuk Çayı’nda çimlere oturun, Sazova’da masalın bir parçası olun ve barlar sokağında şarkılara eşlik edin. Modern ve samimi hayatıyla Eskişehir, kalbime demir attı. Haritanızda Eskişehir’in işaretleyin ve sıradaki seyahat rotanızı bu güzel şehre çevirin.

Şimdiden iyi yolculuklar dilerim.

Bir Cevap Yazın