görsel Kısa ve Sürükleyici Kitap Arayanlara 35 Tavsiye

Halide Edip Adıvar,  Yolpalas Cinayeti, Can yayınları, 66 sayfa

Kitap; Kaz Akkız lakablı Nadire‘nin Şoför Mükkerrem‘i neden öldürdüğüne ilişkin yapılan araştırma üzerinden Kaz Akkız’ın hayatını, Anadolu insanın gerçek yüzünü, kentli-köyü ave zengin-fakir rasındaki görünmez kini ve bir cinayetin arkasındaki masumiyeti anlatıyor.

“Bu asırda acımak kelimesini medeni milletlerin kullanmadığını işitmediniz mi? Bir de Paris’te tahsil etiniz.” s.25

“Size sorarım, zengini olmayan yerde medeniyet olur mu?” s.26

Cengiz Han’a Küsen Bulut, Cengiz Aytmatov, Ötüken Neşriyat, 113 Sayfa

Cengiz Han’a Giden Bulut, kısa bir ölüm hikayesinde ağır bir Stalinizm ve Sovyet  eleştirisi yapan ve aslında “Gün Olur Asra Bedel” kitabının bir bölümüdür. Ancak eser yazıldığı tarihte, Sovyet Rusya’da sıkı yasaklara takıldığından bu bölüm “Gün Olur Asra Bedel” kitabından çıkarılmış ve ancak Sovyet Rusya dağıldıktan sonra ayrı bir kitap olarak basılabilmiştir.

Dönüşüm, Franz Kafka, Can Yayınları, 104 Sayfa

İlk kez 1915’te yayımlanan Dönüşüm; Kafka’nın anlatım sanatının doruğuna ulaştığı en önemli eseridir. Toplumsal kalıpları  ve yozlaşmışlığı; romanın kahramanı Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında kendisini bir böceğe dönüşmüş halde bulması metaforu üzerinden anlatır. Dönüşüm‘le ilgili daha detaylı bilgi için “Kafka’ya Dokunmak: Dönüşüm Kitabı Üzerine” yazımıza göz atın…

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf, Tilki Kitap, 128 Sayfa

Woolf’un 1928’de kapılarını kadınlara yeni yeni açan Cambridge Üniversitesi’ndeki kadınlara hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenen bu kitap, ilk olarak, İngiltere’de kadınların seçme ve seçilme hakkı elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlandır. Kadınların neden “Savaş ve Barış” gibi bir kitap yazamadıklarını; kadın yoksulluğu, namus kavramı ve yaratıcılığın doğası gibi pek çok konu çerçevesinde inceleyen yazar, “Feminizm neden var?” diyenlere de oldukça açıklayıcı cevaplar veriyor.

Yeraltından Notlar, Dostoyevski, İş Bankası Kültür Yay., 140 Sayfa

Yeraltından Notlar, Dostoyevski‘nin en tartışmalı ve kendini en acımasızca eleştirdiği eseridir. Kişinin iç dünyasına ve iç çatışmalarına karşı yazılabilecek en gerçekçi hezeyanları konu alır. Aynı zamanda Dostoyevski’nin daha sonra yazacağı büyük romanların ipuçlarını da taşır.

Palto, Gogol, Ayrıntı Yayınları, 96 Sayfa

Paltosu eskiyen ve yenisini diktirmek için para biriktiren bir devlet memurunun trajikomik hikayesini anlatıyor. Ama bu kadar mı? Değil elbette… Gogol’un gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı bu eser, Rusya’da sıradan insanların yaşadığı sıkıntıları ve eşitsizlikleri gerçekçi bir dille ve tüm çıplaklığıyla anlatmaktadır. Gerçek hikayede Rusya’da yıllarca para biriktiren bir memur, biriktirdiği parayla bir av tüfeği satın alır, ancak tüfeği yere düşürünce büyük bir bunalıma girer ve ancak arkadaşları kendisine yeni bir tüfek alınca bu bunalımdan kurtulabilir. Gogol da Rusya’da sıradan insanların yaşadıkları bu gibi sıkıntıları fazlasıyla Palto isimli eserinde ele alır. İnsanlar için önemli ancak başkaları için oldukça gülünç görünen sıkıntıları; hikayenin başkahramanı Akakiy Akakiyeviç’in aylarca para biriktirerek satın aldığı paltosunun çalınması üzerine bir bakandan yardım istemesi ve bundan dolayı azar işitmesiyle çok güzel özetler. Ancak Gogol, Rus insanını aşağıladığı gerekçesiyle Çarlık Rusya’sında büyük tepki alır. Yine de Rus Edebiyatı’nın en önemli eserleri arasında yer alması engellenemez.

Yabancı, Albert Camus, Can Yayınları, 119 Sayfa

Albert Camus‘nün (1913-1960) en bilinen ve en gizemli kitaplarından biridir. Romanın kahramanı Meursault, bir simge kahraman değil, “adı” olmayan bir “Yabancı”dır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. (Tanıtım Bülteninden).

Benim Hüzünlü Orospularım, G. Garcia Marquez, Can Yayınları, 96 Sayfa

1982 Nobel Edebiyat Ödüllü Marquez’in son romanı Benim Hüzünlü Orospularım; doksanını bulmuş çok yaşlı bir gazete köşe yazarının ağzından müthiş bir aşk serüvenini anlatıyor. Büyülü Gerçekçilik akımının yaratıcısı olan Kolombiyalı usta yazar, 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşında bir yeniyetmenin ilişkisini anlatıyor…

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa, Ötüken Neşriyat, 112 Sayfa

Peyami Safa’nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında “insan ruhunun derinliklerinde ve labirentlerinde dolaşan ilk roman” olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa’nın Erenköyü’ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa’nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunmaktadır.  (Tanıtım Bülteninden)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, S. Zweig, İş Bankası Kültür Yay., 68 Sayfa

Bir kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için yazdığı ve “gönderenin”in adının olmadığı bir mektuptur. Mektubun başında tek hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Böylesine tutkulu bir aşkım mektubunun da ne kadar tutkulu olacağını söylemeye gerek yok sanırım. Stefan Zweig‘in 1920’li yıllarda kaleme aldığı bu uzun öykü, “mutlak aşk” kavramının bilinmeyen gizemlerini açığa çıkarmayı amaçlamış olsa gerek…

Olağanüstü Bir Gece, S. Zweig, İş Bankası Kültür Yay., 80 Sayfa

Sıradan bir hayata ve iyi denebilecek bir ahlaka sahip olan bir adamın, bir gece tüm bunlardan sapıp “suç” işlemesi üzerine yeniden “hissetmeye” başladığını fark etmesi ve zamanla nasıl duyarsızlaştığını anlatıyor. Zweig şaheserlerinden…

Anayurt Oteli, Yusuf Atılgan, Yapı Kredi Yayınları, 112 Sayfa

Kasabadaki Anayurt Oteli‘nin katibi Zebercet‘in yaşadığı kişilik bunalımını ve yalnızlığı anlatan güzel kitap. Otele gelen müşterilerle kurulan birbirine benzer geçici ilişkiler, yalnızlığını derinleştirirken bir gece gizemli bir kadın ile tanışıklığı tüm bu sıradanlığını değiştirir. Ve bu düşün peşinde saklı duyguları, bastırılmış arzuları, hayalleri ve karanlık tarafları ortaya çıkar.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör, İletişim Yayıncılık, 65 Sayfa

Kısa bir kitaptan beklenebilecek en üst seviyede tutkunun yer aldığı kitap. Tüm hikaye, 3 karakter etrafında dönüyor: Müzeyyen, kız ve hikayeyi anlatan kişi etrafında. Hikayeyi anlatan, Müzeyyen’in ikinci eşi, kız da ilk evliliğinden; o daha doğmadan babası trafik kazasında ölmüş. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor… Kitapta altını çizeceğiniz onlarca yer var. Herkesin kendinden bir şeyler bulduğu yerler.

Puşkin Tepeleri, Sergey Dovlatov, Jaguar Kitap, 145 Sayfa

Boris Alihanov, henüz hiçbir kitabını yayımlatmayı başaramamış, beş parasız bir adam olarak soluğu Puşkin Tepeleri Millî Parkı‘nda alır. En azından yaz boyunca biraz para kazanacak, alkol probleminden kurtulacak ve hayatını düzene sokacaktır. Kızıyla birlikte Amerika’ya yerleşme planları yapan eski karısından uzakta, Puşkin’i tanımak isteyen turistlere parkı gezdirecektir. Saf gündelik yaşamı kurguya dönüştürme gücüyle Rusların büyük yazarları arasında yerini alan Dovlatov, mizahın hüzne bile ne denli yakıştığını göstermektedir. (Tanıtım Bülteninden).

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü, Yapı Kredi Yayınları, 116 Sayfa

Yaşamın Ucuna Yolculuk; yazarın Almanca kaleme aldığı “Auf dem Spur eines Selbsmords” (Bir İntiharın İzinde) adıyla 1983 Marburg Yazın Ödülü‘nü alan metnin Türkçesidir. Dili, derinliği, akışı, her şeyiyle okumaya değer en güzel kitaplardan biri.

Albaya Mektup Yok, G. Garcia Marquez, Can Yayınları, 80 Sayfa

Albaya Mektup Yok, Márquez’in en güzel uzun öykülerinden biridir. Ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan, emekliye ayrılmış yaşlı bir askerin öyküsünü anlatır. Bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekleyen emekli bir albayın komik, ama bir o kadar da trajik hikâyesi; Márquez‘in 1982’de Nobel Edebiyat Ödülü‘ne değer görülmesine de hiç kuşkusuz katkı sağlamıştır. (Tanıtım Bülteninden)

İlk Aşk, Joyce Carol Oates, Alakarga, 80 Sayfa

Uzun süredir Nobel adayları arasında bulunan çağdaş toplum eleştirmeni Amerikalı yazar Joyce Carol Oates‘in ilk eserlerinden biri. “Gotik Bir Hikâye” alt başlığı taşıyan bu kısa romanın anlatıcısı, küçük bir kasabada, kısıtlı bir çevrede yaşayan on beş yaşında bir kız. Bir talihsizlik eseri (ya da aşkın gerçek anlamına uygun düşmesi bakımından bir şans olarak) genç kız, kara yılanlarla aşkı peş peşe tanır. Cinsel tutkuların keşfi böylece doğanın, coğrafyanın bilgisine karışmaya başlar. (Tanıtım Bülteninden)

Köpekler İçin Gece Müziği, Faruk Duman, Can Yayınları, 136 Sayfa

“Vaktin zamanın birinde bir adam tam işte bu yolda yürümeye başlamış. Evi de şurada bir yerdeymiş. Adam yürümüş, yürümüş, ormanda görülecek işleri varmış. Ne işi varmış da bütün günü bu koca ağaçların arasında geçirmiş de havanın karardığının farkına varamamış dersen, onu ben bilemem. Neticede adamın işi varmış; herif akşama kadar çalışmış. Hava iyice zifiri olunca da fenerimi yakayım da evime döneyim, demiş. Dönmüş de. Ama dönünce ne görmüş? Ev başka bir evmiş. Yani, ev aynı evmiş de, anlayacağın, kapıyı tanımadığı biri açmış.” (Tanıtım Bülteninden)

Katip Bartleby, Herman Melville, Kolektif Kitap, 67 Sayfa

Katip Bartleby, bir avukatın Wall Street’teki hukuk bürosuna bir katibi işe almasıyla başlar. Bir süre sonra çalışmayı ve hatta yaşamayı reddederek hakim düzeni ve en sarsılmaz inançları ters yüz eden Bartleby, dünyaya karşı takındığı alışılmadık tavrıyla avukatın elini kolunu bağlar. Bartleby, bireyin sessiz bırakıldığı ve itaate koşulduğu modern dünyada “yapmamayı tercih ederek” yaşayan sıradan bir katibin varoluş nüshasıdır. Sorgusuz sualsiz kabullerin karşısına dikilmiş sessiz bir isyan bayrağıdır. Özgürlüğü yeniden tanımlayan, tuğla duvara bakan bir masanın ardında tarihin başka türlü yazıldığı bir başkaldırı hikayesidir. (Tanıtım Bülteninden)

Kalbin Yardımcı Fiilleri, Peter Esterhazy, Everest Yayınları, 126 Sayfa

Uzun ve acılı bir tedavi sürecinden sonra annesi ölen bir adamın yaşadığı yas sürecini en saf ve gerçekçi haliyle anlatan kitap, aynı zamanda ölen annenin yazarın iç dünyasında yeniden dirilmesiyle iki taraflı olarak irdeleniyor. Anne-oğul ilişkisine dair derin çıkarımların bulunduğu hikaye, edebi alıntılarla de zenginleştirilmiş.

Katharina Blum’un Çiğnenen Onuru, Heinrich Böll, Can Yayınları, 126 Sayfa

Romanda, medyanın haber oluşturma özgürlüğü ile bireyin özel yaşamının çatışması teması işleniyor. Görünüşte tek suçu bir anarşistin sevgilisi olmak olan Katharina Blum‘un bu anarşistle ilgili olaylar ve araştırmalar bağlamında giderek tüm kişisel değerlerinin ayaklar altına alınması, en yakın çevresi karşısında da, bütün bir toplum karşısında da savunmasız bırakılması, kitabın ağırlık noktaları. Romanın günümüze kadar güncelliğini yitirmemiş, tersine belki de gittikçe daha güncel konuma gelmiş olmasının temel nedeni ise, “özel yaşam karşısında medyanın sorumluluğu” konusunun güncelliğini -ne yazık ki- yitirmemiş oluşudur. (Tanıtım Bülteninden)

İspanyol Kerhanesinde Bir Adam, Antonio Drosa, Cinius, 109 Sayfa

İçindekiler: Hayat kadınlarının yaptığı pazar analizi ve onların ağzından müşteri portföylerini oluşturan erkeklerin ruhsal çözümlemeleri. Gittiği her yerde yaşamın anlamını sorgulayan bir adamın ten yenilen bir lokantada ruhunu doyurmak isteyince karşısına çıkan menüler. Hindistan’da tapınaklardaki kutsal görevlerini, tanrının hizmetkarları olarak gerçekleştiren ve üst kast sayılan hayat kadınları niçin batıda aşağılamaların ve küfürlerin şaşmaz hedefi. Hayat kadınları, duygusal üç kağıtlara girmeden ve “Gelecek” dükkanında umut satmadan, her şeyi açık seçik “Şimdi” de oynayan yalın kişilikler mi yoksa para için veremeyecekleri bir şeyleri kalmayan ahlaksız maddiyatçılar mı? Çıkar için nikahlananları görmezden gelip çıkar için sevişenleri mahkum eden geleneksel ahlakın kaçınılmaz dilemması: Sevişme süresince mi yoksa evlilik boyunca mı rol kesmek daha çirkin? Mizah altında felsefe, komik makyaj altında düşünen bir yüz gibi. SKT: Kıyametten bir saat önce. (Tanıtım Bülteninden)

Sürgün Gezegeni, Ursula K. Le Guin, Ithaki Yayınları, 144 Sayfa

Bilimkurgu ve fantazi edebiyatının önemli ismi Le Guin, bu kitapta bizi ötekilik, önyargı, varoluş ve yuva özlemi gibi olgular üzerine derin bir yolculuğa çıkarmaktadır. Kitap, önce iki büyük halk olan Alterralılar ve Tevarlılar arasındaki mücadeleyi, ardından başka bir düşmana karşı birlikte verdikleri savaşı anlatır. Kitabın kahramanları Rolery ve Agat‘ın sıradışı hikâyesi de bu süreçte başlar.

Kağıt Ev, Carlos Maria Dominguez, Jaguar Kitap, 94 Sayfa

Bazı insanlar kitap okumaz, bazıları okur ve kimileriyse okumakla kalmayıp onlarla birlikte yaşar. Kâğıt Ev, işte bu kitap tutkunlarından Carlos Brauer‘in ve onun -bir edebiyat profesörü olan- Bruma Lennon‘la olan gizemli ilişkisinin, bu ilişkinin gün yüzüne çıkmasına neden olan bir Joseph Conrad cildinin, kitap ve okuma aşkıyla dolu yaşamların hikâyesi… (Tanıtım Bülteninden)

Kadife Bey, Richard Skinner, Kara Plak, 144 Sayfa

Sadece müzik kitapları basan Kara Plak‘tan önemli bir eser. Besteci Erik Satie‘nin hayatını anlatıyor. Ancak ilginç bir dille. Yazar, ünlü bestecinin öldükten sonra öbür dünyaya hayatından sadece bir anı götürebilecek olsa hangi anısını seçeceğini tahmin etmeye çalışmış ve ortaya ilginç bir kitap çıkmış. Sanatçının Chat Noir‘da absent içtiği akşamlar; büyük besteciler Debussy ve Ravel‘le anıları, büyük sanatçılar Duchamp ve Man Ray‘la dostluğu; hayatının aşkı “Biqui” (Suzanne Valadon) ile geçirdiği geceler; başarıları, düş kırıklıkları… Biyografi ve roman arasında gidip gelen bu eser, müzik tarihine ilişkin bilginizi de artıracak nitelikte.

Tek Başına Bir Adam, Christopher Isherwodd,  Yapı Kredi Yayınları, 131 Sayfa

Christopher Isherwood, en önemli romanlarından biri olarak kabul edilen ve Tom Ford tarafından, başrolünde Colin Firth‘ün yer aldığı etkileyici bir sinema uyarlaması da çekilen Tek Başına Bir Adam‘da, yalnız bir erkeğin bir gününü anlatıyor. Romanın odağında George var: Bir eşcinsel, ABD’de yaşayan bir İngiliz, bir tüketim toplumunda edebiyat profesörü ve genç öğrencilerin arasında yaşlılığın eşiğinde biri olarak tek başına bir adam. (Tanıtım Bülteninden).

Öteki Dünyaya Yolculuğumun Sahici Hikayesi, Immanuel Kant, Kırmızı Kedi, 80 Sayfa

İlk defa 1877 yılında Immanuel Kant imzasıyla yayımlanan bu kitap, öteki dünyaya giden büyük Aydınlanma filozofu Kant‘ın, kendinden önceki büyük filozoflarla tartışmasını anlatıyor. Gökyüzünde, Herakleitos, Platon, Leibniz gibi filozoflarca karşılanan Kant, kendisinin büyük takdir göreceğini beklerken, selefleri tarafından acımasızca eleştiriliyor. Yazarı konusunda hâlâ derin şüpheler uyandıran bu metin, hem mizahi hem felsefi, kıyasıya bir hesaplaşma… (Tanıtım Bülteninden)

Ağaç Diken Adam, Jean Giono, Everest Yayınları, 60 Sayfa

Dünya üzerinde yüzbinlerce okura ulaşmış büyülü bir masal! Edebiyat tarihinde ağaç sevgisini anlatan en iyi öykü! Jean Giono‘nun, dünya çapında ses getirmiş, tartışmalar yaratmış olan Ağaç Diken Adam‘ı, yaşamının son otuz yılını, yüzlerce hektarlık çorak bir alanı tek başına yeniden ağaçlandırmaya adayan ve bunu başaran olağanüstü bir karakterin hikâyesini anlatıyor. Doğanın, insan emeğini nasıl da fazlasıyla ödüllendirdiğinin etkileyici bir kanıtı. (Tanıtım Bülteninden)

Savaş Sanatı, Sun Tzu, İş Bankası Kültür Yayınları, 80 Sayfa

İnsanlık tarihinin en eski ve en fazla araştırılan ve tartışılan strateji eseri. Bütün dünyada sadece askerlik alanında değil, iş idaresi ve kişisel gelişim gibi pek çok alanda da bir strateji klasiği olarak kabul görmüştür. (Tanıtım Bülteninden)

Basit Bir Hikâye Virgül Yüz Sayfa, Péter Esterházy, Everest Yayınları, 115 Sayfa

Komünistler tarafından “devlet düşmanı” addedilen sağır ve dilsiz bir çocuğun anlattığı bu hikayede; üvey abi, sarhoş baba ve mutsuz bir anneden oluşan bir aile sagası anlatılıyor.

Yaşlı Adam ve Deniz, Ernest Hemingway, Bilgi Yayınevi, 136 Sayfa

Yaşlı Adam ve Deniz, Hemingway’in en ölümsüz eserlerinden biridir. Yaşlı bir Kübalı balıkçının açık denizde Gulf Stream‘e kapılmış olarak dev bir kılıçbalığıyla olan can yakıcı mücadelesini son derece sade ve kuvvetli kelimelerle anlatır. Bu hikâyesiyle Hemingway, yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has modern üslubuyla yeni baştan heykelleştirmiştir. (Tanıtım Bülteninden)

Ermiş, Halil Cibran, İş Bankası Kültür Yayınları, 56 Sayfa

“İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda…” Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş’ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu… (Tanıtım Bülteninden)

Kör Baykuş, Sadık Hidayet, Yapı Kredi Yayınları, 120 Sayfa

Bu romanı anlatması çok zor. Çünkü zamandan, mekandan, çoğu ez de olaylardan kopuk aynı zamanda da ağır bir bunalım kitabı. Modern İran Edebiyatı’nın önemli isimlerinden biri olan Sadık Hidayet’in karmaşık ve karanlık olarak niteleyebileceğimiz eseri. Basitçe yüreği acılarla dolu, hem ruhsal hem fiziksel bir takım hastalıkla boğuşan bir kişinin ağır, acı dolu, yorucu ve bazen de ürkütücü düşüncelerini anlatıyor…

Rüyası Bölünenler, Yavuz Ekinci, Doğan Kitap, 144 Sayfa

Berlin. Felaket Çağı‘nda bir gün. Kardeşini arayan yalnız bir adam ve kayıp bir rüyanın peşine düşen genç bir kadının yolları sınırdaki bir çay ocağında kesişir. Yolculukları Berlin’den Batman’a, Batman’dan Kandil Dağı’na uzanır. (Tanıtım Bülteninden)

Doppler, Erlend Loe, Yapı Kredi Yayınları, 124 Sayfa

“Babam öldü.
Dün bir geyik avladım.
Ne diyebilirim.
Ya o ya ben, birimiz canından olacaktı.”

Andreas Doppler isimli iki çocuklu ve mutlu bir aile babasının bir gün bütün hayatını, ailesini ve işini bırakıp bir ormanda yaşamaya başlamasını ve bıraktığı modern/medeni hayatın ardından alışmaya çalıştığı ilkel hayatta bulduğu hazzı ve zorlukları anlatıyor. Günlük hayatın bayağılığından çıkıp doğanın gücünde hayatın anlamını bulan Doppler’ın hikayesi; medeni yaşamın anlamını  sorgulatıyor.

Bir Cevap Yazın