görsel Kontrolden Çıkan Tren ve Düşünce Deneyleri

“Bir gün yürüyüş için dışarı çıktınız ve kontrolden çıkan bir trenin beş işçiye doğru süratle ilerlediğini gördünüz. Makinist, muhtemelen kalp krizinden dolayı, bilincini yitirmiş durumda. Eğer birşey yapılmazsa, işçilerin hepsi ölecek. Tren tüm işçileri ezip geçecek. Tren o kadar hızlı geliyor ki kaçmak için zamanları yok. Ama bir umut var. Tren beş kişiye gelmeden önce raylar çatallanıyor ve diğer ray üzerinde yalnızca bir işçi bulunuyor. Trenin makas değiştirip beş işçinin bulunduğu yönden sapmasını ve diğer raydaki tek işçiyi öldürmesini sağlayacak kola yeterince yakınsınız. Bu masum adamı öldürmek sizce doğru olanı yapmak mıdır?”

Sizce 1 kişinin ölümüne yol açmak mı, yoksa 5 kişinin ölümünü izlemek mi daha doğru? Her halükarda kendinizi berbat hissedeceğiniz bir durum ama siz olsanız hangisini yapardınız? 5 kişinin ölmesindense 1 kişinin ölümü daha iyi diyorsanız bir de şu soruya bakın:

“Hastane koridorlarında yürüyen sağlıklı bir insanı hayal edin. Aynı koridorda, umutsuzca farklı organlara ihtiyaç duyan beş kişi de var. İçlerinden birine kalp nakli yapılmazsa kesinlikle ölecek. Bir başkası karaciğer, diğeri ise böbrek bekliyor vb. Sağlıklı olan kişiyi öldürüp vücudunu parçalara ayırdıktan sonra, sağlıksız olanlara bu şekilde organ sağlamak kabul edilebilir miydi? Çok zor.” … Ama “yine de bu, beş kişiyi kurtarmak için bir kişiyi feda etmeye örnektir. Bununla kontrolden çıkan tren arasındaki fark nedir?”

Bu sorular, İngiliz filozof Philippa Foot‘un ortaya koyduğu düşünce deneyidir. Düşünce deneyleri; olaylara odaklanarak, olayla ilgili gerçekte ne hissettiğimizi ortaya koymak için tasarlanırlar. Felsefecilerin çoğu bu yola başvurur. İlginizi çektiyse devam edelim. Aynı konuda Amerikalı filozof Judith Jarvis Thomson‘un da bir soruları var:

“Kontrolden çıkan tren bu sefer düz bir hat üzerinde, eğer bir şey yapmazsanız kesinlikle ölecek olan talihsiz beş işçiye doğru ilerlemektedir. Bir köprünün üzerindesiniz ve yanınızda çok iri bir adam var. Yeterince ağır olan bu adamı köprüden aşağı atarsanız, beş işçiye çarpmadan önce treni yavaşlatacak ve durduracaktır. Diyelim ki bu adamı trenin önüne itecek kadar güçlüsünüz, bunu yapmalı mısınız?”

İlk örnekte makası değiştirmek doğruysa ikinci ve üçüncü örneklerin de doğru olması gerekmez mi?

“Bu örnekler, zoraki ve gündelik yaşantıyla ilgisiz görünebilir. Bir bakıma da doğrudur. Gerçek örnekler olma amacı taşımazlar.”

Bu nedenle gelelim gerçek olaylara;

“Örneğin İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler Londra’nın bir bölümünü bombalamaktaydı. Bir Alman casus, İngiltere ile Almanya arasında çift-taraflı çalışmaya başlamıştı. İngilizler Almanlara yanıltıcı bilgiler gönderme ve onlara, bombaların gerçek hedeflerinin kuzeyine, daha uzağa düştüğünü söyleme şansı bulmuştu. Bu olay Almanların hedeflerini değiştirmesine yol açacak; böylece bombalar Londra’nın kalabalık kesimleri yerine, güneydeki Kent ve Surrey’de yaşayan insanların üzerine düşecekti. Başka bir değişle daha az insanın ölümüne sebep olacak bilgiyi vermenin olanağı vardı.” Ama İngilizler bunu yapmadı.

Bir başka örnekte de; “1987 yılındaki Zeebrugge felaketinde, bir arabalı vapur batıp da düzinelerce yolcu buz kaplı denizden kurtulmaya çalışırken, genç bir adam bir ip merdivene tırmanarak kendini kurtarmış ama korkudan olduğu yerde kalakalmıştı. O konumda en az on dakika kalmış ve denizden çıkacak başka birine engel olmuştu. Eğer insanlar hızlı bir şekilde denizden çıkmazlarsa ya boğulacak ya öleceklerdi. Sonunda denizdekiler onu merdivenden aşağı çekmiş ve güvenliğe ulaşmayı başarmışlardı. Genç adam ise denize düşmüş ve boğulmuştu.”

Peki doğru olanı mı yapmışlardı? Kendi yaşamını kurtarmak için bile olsa, başka birini öldürmek doğru mu? Doğruysa nedeni sizin sayıca fazla olmanız mı? Peki gerçekte yaşanan bu örneklerle, yukarıda verilen ilk 3 örnek arasında ne fark var?

Gelgelelim felsefede sorular bitmez, ancak ilginizi çektiyse, Nigel Warburton‘un “Felsefenin Kısa Tarihi” isimli kitabında daha detaylısını okuyabilir. Tavsiye ederiz.

Kaynak:

Yukarıdaki tırnak içinde verilen bilgiler Nigel Warburton‘un “Felsefenin Kısa Tarihi” isimli kitabından alınmıştır.

Bir Cevap Yazın