görsel “Korkuyu Beklerken” Kitabından Alıntılar

Korkuyu Beklerken; içerisinde “Beyaz Mantolu Adam”, “Unutulan”, “Korkuyu Beklerken”, “Bir Mektup”, “Ne Evet Ne Hayır”, “Tahta At”, “Babama Mektup”, “Demiryolu Hikayecileri – Bir Rüya” isimi hikayelerinin yer aldığı Oğuz Atay’ın önemli eserlerinden birisidir.

Kitaptan alıntılar:

“Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor.” s.37

“Korktum. Çünkü ‘demek ki’ diyemeyeceğim bir yerlere gelmiştim. İçime bir ağrı saplandı. Ne olurdu bir ‘demek ki’ daha diyebilseydim.” s.37

“İnsanın, sürekli yaşadığını hissetmesi için bazı değişmez ölçülere başvurması iyi oluyordu.” s.37

“Ben buraya, korkularımı gizlemeye geldim. Yarın bekçiye bu köpekleri şikayet etmeliyim. Beni ele vermeye çalışıyorlar.” s.40

“Bütün hayatım ayıklamakla geçti, gene de bitiremedim süprüntüleri atmayı.” s.41

“Yalnız yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.” s.41

“Acaba iyi bir şey olacak mı? Hayır, dedim kendime. İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.” s.42

“Sıra bana gelince bütün işler neden böyle uzuyordu?” s.43

“Ne zaman vaktin var? dedi. Her zaman. Ona bu sözü söylemedim tabii. Her zaman vakti olanlara saygı duyulmaz.” s.43

“Ne yaptığımızı sorduk birbirimize. Onun ne yaptığı belliydi. Ben de yalnızlık, hürriyet filân dedim.” s.45

“Yalnızlığa dayanmanın en önemli şartı, her şeye karşı hazırlıklı bulunmaktır.” s.47

“Hayalimde daha önce çok insan öldürmüş olduğum için bu son ölümler beni fazla sarsmadı.” s.52

“Bir söylentiye göre, sol tarafına saplanan bir ağrı yüzünden hayata gözlerini yumdu.” s.53

“Evet, yabancılarla dolu; bana yabancı olanlarla dolu, uçsuz bucaksız bir denizin ortasında yalnız başıma kalmıştım.” s.55

“İnsan denilen yaratık çok kıvrak bir şey diye düşündüm ağır ağır. Seyretmek ve farkına varmak daha güzel.” s.59

“Fakat, mesele bu değildi; mesele, bir şeyleri, sıcak bir çorbanın kokusunu duyar gibi hissedebilmekti. Bense bunu hiç becerememiştim. Ne tabiatı, ne insanları, ne de olup bitenleri hiç sevmemiştim; kendimi bile, kendi yaptıklarımı bile…”

“Ülkeme ve insanlarına kızmaya başladım; kimsenin doğru dürüst okuduğu yoktu.” s.62

“Düşünme! dedim kendi kendime, düşünme. Düşünmeyi bile bilmiyorsun.” s.62

“Acaba ağaçtan, ottan ya da uçamayan böceklerden filan bir yerden sevmeye başlamış mıydım? Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildir. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar?” s.63

“Tabiattan payıma düşen çok az şey kalmıştı. Ömrümü eşya ile geçiriyordum. Eşyayı da sevmiyordum galiba. Daha doğrusu, eşyayı insanlarla bir tutuyordum; ikisiyle de aramda yalnız benim bildiğim ve başkalarına açıklanması güç meseleler vardı.” s.63

“Kendime acımak istedim. Mutlak bir ümitsizliğe düşmek istedim. Belki tam düştükten sonra çıkmak kolay olurdu. Fakat bütün bu düşündüklerimin kelimelerden ibaret olduğunu biliyordum.” s.64

“Yeteneklerimi, sevgisizlik yüzünden boşuna harcamıştım.” s.64

“Hep kötü olaylar, can sıkıcı yaşantılar tekrarlanıyordu; güzellikler bir kere görünüp kayboluyordu.” s.65

“Gerçek bir acı duyduğumdan bile kuşkum vardı.” s.65

“Bir ağacı, kuşu filan seyrederken değil, düşünürken sevmiştim.” s.65

“Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeyim; kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Ne olurdu benim de kelimelerim olsaydı. Binlerce yıldır söylenen milyonlarca sözden hiç olmazsa biri, beni içine alsaydı! Çok insan için söylendi ama, sana da uygulanabilir denilseydi.” s.66

“Kötülüklerimin bile kendime, öz varlığıma ait olduğuna inanmıyordum.” s.66

“Bazı kitaplarında yıllar geçtikten sonra anlamlarını sezmeğe başladım.” s.66

“Hayır belki de kendimi yaşanacak güzel günler için saklamamıştım; belki de sadece duygularımda her zaman biraz geç kalıyordum.” s.66

“Ben ucuz bir romandım.” s.66

“Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.” s.73

“Ben! diye bağırdım bütün gücümle. Sonra adımı tekrarladım birkaç kere. Ben, burada gizli bir mezhebin kurbanı olarak bir saksı çiçeği gibi kuruyup gidiyorum.” s.78

“Ben, yalnızlığı istemekle suçlanıp yalnızlığa mahkûm edildim. Bu karara bütün gücümle muhalefet ediyorum. Ben yalnızlığa dayanamıyorum, ben insanların arasında olmak istiyorum.” s.78

“Yalnızlık, hafızayı zayıflatıyordu.” s.78

“Sözlerimle kendimi heyecanlandırmayı başarmıştım, gözlerim dolmuştu. Kendi üzerimde çok etkili olmuştum (Başkaları üzerinde etkili olma ihtimalim yoktu.). Kendi hakkımda dokunaklı bir konuşma yapmıştım. Gerçeğe yakın bir heyecanla ve bitkin bir durumda, sallanır koltuğuma çöktüm… Fakat durum değişmedi (bir süre beklediğim hâlde). Bir mucize olmadı. Her şey yerli yerinde kaldı. Ben de eşyanın ve manevi güçlere sahip olması gereken insanların bu kayıtsızlığı karşısında isyan ettim, çileden çıktım. (Gene bir şey olmadı.)” s.79

“Yalnızlığımın yalnız bana zararı dokundu.” s.79

“Korkuyla beklemek, korkuyu beklemek gereksizdi; çünkü dünyanın yarıçapını ve İstanbul’un fethini biliyordum.” s.80

“Çok kazanmak istiyordum; fakat bu dünyada biliyorsunuz ancak işini bilenler kazanır.” s.81

“Balzac’ın her taşındığı evde iki kapı vardı, alacaklılardan kaçmak için.” s.81

“Sonra, kötülük nerdeydi, kötülük? Görünüşte hep sevgi, ahlak, güzellik sözleri vardı ama, bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten bir kötülük doğmalıydı.” s.84

“Neden kurban edildiklerini bilmeyenleri, kötülüğün yeryüzündeki temsilcileri olarak görüyorlardı.” s.85

“Sonra, biraz daha okudum; bütün mezheplerin, dinlerin öteki dünya ile yetinmediğini, yalnız Allaha varmak düşüncesiyle tatmin olmadıklarını sezer gibi oldum. Başkalarına üstün olduklarını hissetmek, onlardan farklı yerlere vardıklarını elle tutulur bir biçimde görebilmek için kurbanlar seçtiklerini gördüm.” s.85

“Bilerek işlenen suçlardan korkuyordum sadece; oysa beni her gün suçlu duruma düşürmek için binlerce tuzak kuruluyordu.” s.87

“Param vardı, yiyeceğim vardı, kitabım, evim herşeyim vardı; fakat isteğim yoktu.” s.89

“Neden her şeyi, tam istemediğim sırada veriyorsunuz bana? Neden bu kadar bekletiyorsunuz? Neden bir şeyi elde etmenin anlamı kalmayıncaya kadar, onu vermemekte inat ediyorsunuz?” s.95

“İnsan hayatında bir kişiye olsun yalan söylememeli, değil mi efendim?” s.100

“Ona, bu yumuşaklığım yüzünden, köpeklikten başka bir şey öğretemedim. Bir de yalnızlığı öğrettim ona. Şimdi gece yarısı, ikimizi de uyku tutmadığı zaman, kendi koridorlarımızda bir ileri bir geri, sinirli adımlarla dolaşıp duruyoruz.” s.105

“Bir bakıma onu güzel bulduğum anlar da oluyordu. Ne bileyim, biraz karanlıkta, belirli bir açıdan bakıldığı zaman ona belki güzel denebilirdi.” s.110

“Fakat içimde, nasıl olursam olayım, nasıl anlatırsam anlatayım, beni anlayacağınız hakkında sarsılmaz bir güven duygusu var.” s.114

“Ona göre, bu güvensizlik duygusundan dolayı kaybediyormuşuz aslında. Oysa ben kaybetmemin sebeplerini çok iyi biliyordum.” s.115

“Hava yağışlı olduğu için hiçbir araba durmuyordu. Siz tabii bilmezsiniz bunu. Fakat ülkemizde tabiat şartları ağırlaştıkça insanlar da şartlarını ağırlaştırırlar.” s.117

“Nereye gitsem yalnızım.” s.136

“İnsanların ‘hayati önem taşımakta’ olan durumlarda bile kötü plâkların diliyle, hiç de hissetmedikleri sözleri etmesi nedense bana çok acıklı geliyor.” s.139

“Caminin önünde kalabalık var: Günlük yaşantının bütünlüğünü sağlamak için biri ölmüştür gene.” s.156

“Tanrı dürüst kullarını korumak için onları çarpık yollarda muzaffer kılmıyor.” s.160

“Bu milletin çilesi artık bitsin diye gece gündüz dua ediyorum.” s.165

“Çaresizlik yüzünden birçok şeyin anlamı kayboluyor.” s.171

“Sen olmadıktan sonra sana yazılan mektup ne işe yarar?” s.171

“Aşılmaz engellere karşıyım.” s.173

“Sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor.” s.175

“Ne ben, bütün meraklı çocuklar gibi durmadan her şeyi sana sordum; ne de sen oturup bazı şeyleri bana açıklamak gereğini duydun.” 78

“‘İstediğim gibi yaşamak’ diyebileceğimiz bir işim çıktığı için evden, kendi evimden ayrılmıştım. Ben sonra eve dönmedim babacığım. Bazı durumlarda sana oranla biraz aşırı davrandım.”179

“Ülkenin bu ıssız köşesinde birkaç kişiden ibaret küçük topluluğumuzda huzur içinde yaşamayı beceremiyorduk.” s.192

“Ben burdayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?” s.196

Bir Cevap Yazın