görsel Metodolojinin Mutfak Hali: Kitchen Stories

Sosyal bilimlerde gözlemci ve gözlenen arasındaki ilişkinin bilimsel ciddiyetin dışına çıkmasının olumsuz bir durum oluşturup oluşturmayacağını ve insan ilişkileri hiçe sayılıp salt gözlemle toplanan verilerin ne kadar yararlı olduğunu sorgulamamıza neden olan bir İsveç-Norveç ortak yapımı film; Kitchen Stories (2003).

Film; 1944 yılında İsveç’te kurulan Ev Araştırma Enstitüsü [1]nün, bekâr erkeklerin mutfak hareketlerini gözlemek üzere yola çıkan gözlemcilerinden biri olan Folke ve gözlenen Isak arasında geçmektedir. Yapılan bu araştırmada, gözlemcilerin gittikleri evlerin sahipleriyle herhangi bir ortak eylemde bulunmaları yasaktır. Gözlemciler; gözlemleyecekleri evin yanına park ettikleri küçük karavanlarda uyuyacak ve gün içerisinde mutfağa yerleştirdikleri yüksek sandalyelere oturup gözlem yapacaklardır.

kitchen-storiesAraştırma için ayrılan evler gönüllük esasına göre seçilmiş ve ev sahiplerine bütün bilgiler verilmiştir. Fakat Isak bu araştırmada gönüllü olanlara at verildiğini duyduğu için evine gözlemci gelmesini kabul eder. Verilen atın sembolik ve tahtadan küçük bir at olduğunu öğrendiğinde ise iş işten geçmiştir. Gerekli belgeleri çoktan imzaladığından araştırmadan cayamaz ve Folke’nin gelmesiyle olaylar gelişir.

Kitchen Stories 2Yaptığı işe bağlı pozitivist bir gözlemci olan Folke gittiği evde Isak’in gönülsüz tavırlarına ve onu istemediğini açıkça belli eden eylemlerine aldırmaz. Isak’in mutfak hareketlerini inceleyerek geçirdiği birkaç günün ardından gözlemci lideri olan ve gözlemcileri denetleyen Dr. Malmberg’e Isak’in tavırlarını ve mutfakta yemek yemediğini anlatır. Isak ise yatak odasına taşıdığı ocak ve yiyecekler ile orada yemek yapıp yemektedir.

Folke ile Isak arasında henüz herhangi bir diyalog patlak vermemişken Folke için günler oldukça rutin geçmektedir. Yaşlı teyzesine biraz daha yiyecek yollaması için mektup yollar. Isak’in nadir mutfak hareketlerini kaydeder. Dr. Malmberg’e tuttuğu raporları gösterir. Fakat bu sırada Isak alışılmadık bir şey yapmaktadır. Yatak odasının zeminine açtığı küçük bir delikten mutfaktaki Folke’yi gözler. Gözlemcisini gözleyen gözlenen.

Filmdeki ilk yarım saat birbirleriyle herhangi bir diyaloga girmeyen bu iki karakter daha sonra barış çubuğu metaforu olarak düşünebileceğimiz bir pipo ile ilk kez birbirleriyle konuşurlar. Önce Folke, Isak’e kendi tütünü verir. Sonrasında ise Isak, Folke’ye bir fincan kahve ikram eder ve sohbet etmeye başlarlar.

Kitchen Stories 1Filmin İsveç-Norveç ortak yapımı olması bu iki ülke arasında İkinci Dünya Savaşı yıllarında başlayan ve savaş sonrası devam eden gerginliğin eleştirel bir dille perdeye yansıtılmasını kolaylaştırmış. Örneğin; Isak kendi hayatını anlatırken babasının savaş sırasında İsveç’e kaçmak zorunda kalan bir Yahudi olduğundan bahseder. Daha sonra da gelişen başka bir sohbette Folke’ye şöyle der: “Siz savaşta da gözlemciydiniz.”

Film boyunca Isak Norveç dili, Folke ise İsveç dili konuşmaktadır. İsveç yasalarına yapılan bir göndermede ise Isak şöyle söyler: “Duyduğuma göre İsveç’te hapishanede bir yıl Norveç’tekinden daha uzunmuş. Aynı suçtan olsan bile. Bu adil görünmüyor.” Bütün bunlara ek olarak filmin taşlamasından nasibini en çok alan pozitivizm ve nicel araştırmadır.

Film başlarken karşımıza çıkan Ev Araştırma Enstitüsü gerçekten de 1944’de kurulmuş ve bazı amaçlar doğrultusunda çalışmalar yapmış bir enstitüdür. Rasyonel mutfaklar yaratmak ve İkinci Dünya Savaşı sonrası insanların evleriyle uyumlarını kolaylaştırmak adına deneyler ve gözlemler yapan enstitü 1957’ye kadar aktif olarak araştırmalarını sürdürmüş ve 1957’de yeniden düzenlenmiştir.

Kitchen Stories 4Pozitivizm, on dokuzuncu yüzyılda sosyolojiyi kuran Auguste Comte’un düşünce ekolünden doğmuştur (Neuman, 2006: 120). Pozitivist sosyal bilim kesin nicel verilerden faydalanır ve deneyler, istatistikler, taramalar kullanır. Bu araştırma yöntemi çalışmalarında kesin, katı ölçütler ve nesnellik arar. Pek çok araştırmacı pozitivizmi kabul edip onun doğrultusunda araştırma ve gözlem yapar (suç bilimciler, piyasa araştırmacılar, politika analistler vb.).

Pozitivizm, ABD’de hâkimiyet kazanmış ve ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın önde gelen gücü olduktan sonra pek çok ulusta toplumsal araştırma modeli haline gelmiştir (Neuman, 2006: 129).

Pozitivist sosyal bilim, insan etkinliğinin genel kalıplarını kestirmek amacıyla kullanılabilecek bir dizi olasılığa dayalı nedensel yasa bulmak ve bu yasaları doğrulamak üzere tümdengelimci mantığı bireysel davranışın kesin ampirik gözlemleriyle birleştiren organize bir yöntemdir (Neuman, 2006: 120). İşte filmde tam bu noktada insanları rasyonel memeliler olarak sınıflandıran ve insanları sayılara indirgeyen pozitivizmi eleştirir. Bunu Folke’nin karavanına bir gece yarısı gelen ve enstitüye bağlı gözlemcilerden biri olan Green’in (Green kendi gözlemlediği ev sahibiyle iletişime geçmiştir) ağzından dinleriz:

“Folke, biz ne yapıyoruz? Koltuklarımızda oturup her şeyi anladığımızı düşünüyoruz. Sadece basitçe izleyerek insanlar hakkında bir şeyler öğrenebildiğimizi nasıl düşünebiliriz?”

Folke ise Green’in bu söylemine “araştırmamızın doğası bu… Araştırmamız pozitivist yöntemlere dayalı” diyerek karşı çıkar fakat o da kendi ev sahibi ile iletişime geçmiştir. Hala kopamadığı pozitivist gözlemci kimliği film boyunca parça parça erir, bu parçalanışın en büyük etkisini yaratan (bir nevi domino taşı) ise Green’dir. Folke, Green’in gece söylediklerini Isak ile paylaşır ve Isak ise Green’e hak verir: “İletişim kurmadan birbirimizi nasıl anlayabiliriz?”

Filmin aktardığı pozitivizm eleştirisini pekiştirmek amacıyla eleştirel teoriyi savunan Frankfurt Okulu düşünürlerinin pozitivizmle ilgili eleştirilerine ve karşılaştırmalarına da bakalım:

“Frankfurt Okulu üyeleri eleştirel teori ve bilimsel teori arasında kesin bir ayrım yapar. Bu noktada bu iki teorinin üç hususta birbirinden farklı olduğunu iddia eder. İlk olarak amaç ve hedeflerde farklılık bulunmaktadır. Bilimsel teorilerin amacı dünyanın başarılı bir şekilde manipüle edilmesidir. Burada araçsal bir kulanım bulunmaktadır. Eleştirel teoriler ise özgürleşmeyi ve aydınlanmayı amaçlamaktadır. İkinci olarak, bilimsel teoriler nesnelleştiricidirler. Bu bazı durumlarda teoriler ve teorilerin göndermede bulunduğu nesneler arasında ayrım yapıldığı anlamına gelir. Eleştirel teoriler ise dönüşlüdürler ve her zaman gönderme yaptıkları nesnel alanın aynı zamanda bir parçası olmuşlardır. Bu noktada eleştirel teoriler aynı zamanda kendileri hakkında olan teorilerdir. Üçüncü olarak ise, teorilerin kabul edilmesi için kullanılan yöntemler hususundadır. Bilimsel teoriler gözlem ve deney yoluyla doğrulama getirirken, eleştirel teoriler daha karmaşık değerlendirme süreci gerektirir bu süreci başarılı olarak atlatırsa doğru olarak kabul edilirler.” (Bottomore, 1997: 61).

İnsan eylemleriyle ilgili determinist bir tutuma sahip olan pozitivistler; toplumsal dünyanın nasıl işlediğini öğrenmeye ve insan davranışının yasalarını keşfetmeye çalışırlar. Bu yasaları toplumsal koşulları değiştirmek ve geliştirmek için kullanmayı amaçlarlar.

Şair William Blake evrenin mekanik bir yapı olmaktan çok yaşayan bir organizmaya benzediğini söyleyerek pozitivistlere karşı çıkmıştır. Blake’e göre mekanik ve materyalist bilim anlayışı yaşamın kendisini dışlamaktadır. Pozitivist anlayış yaşamı biyokimya, biyofizik, titreşim, dalgalar olarak görmektedir. Hâlbuki yaşamın kendisi yaşayan bir canlı olarak algılanmalıdır.

Folke de Isak ile konuşmaya başladığından beri pozitivist gözlemci kimliğinden uzaklaşarak daha öznel bir düşünceye sahip olur. Isak’in araştırmaya katılırken doldurduğu belgelerden doğum gününü öğrenir ve ona pasta alarak doğum gününü kutlar.kitchen-stories-Dr. Malmberg ani baskınlarından birinde (bu baskın Isak’in doğum gününün sonrası sabahına denk gelir) Isak’i Folke’nin sandalyesinde uyurken bulur ve Folke’nin nerede olduğunu sorar. Bu sırada Dr. Malmberg Isak’in Folke’yi gözlemlerken tuttuğu notlara rastlar ve Folke’nin görevine son verir.

Sonuç olarak; filmde pozitivist sosyal bilimin genelleştirici, tek tipleştirici bir yöntem izleyip insan davranışlarını rasyonel ve sistematik hale getirme çabası eleştirilmiştir. Aksi bir örneklem pozitivist araştırma sürecinin içine eklenerek iki karşıt durum oluşturulmuş ve bu iki karşıt durum çatışarak araştırmanın çizgisi dışına çıkılmasına neden olmuştur. Folke ve Isak arasında gelişen olaylar araştırmanın içine yerleştirilmiş bir ikiliktir. Bu ikilik arasındaki çatışmanın sonucu olarak; pozitivist gözlemlerin, gözlenenden bağımsız gerçekleştirilmesinin ve iletişimin yok sayılmasının; araştırmanın yeterliliğini olumsuz bir yönde etkilediği ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Son olarak, mekanik insan modelini reddeden film, insan eylemliliğinin yine insan nedenselliğine bağlı olduğunu vurgulamıştır.

Dipnotlar

[1] Hemmens Forskningsinstitut, HFI

Kaynaklar:

  • Neuman, W. L. (2006). Toplumsal Araştırma Yöntemleri 1: Nitel ve Nicel Yaklaşımlar. (Çev. Sedef Özge), Yayınodası: İstanbul.
  • Bottomore, T. (1997). Frankfurt Okulu. (Çev. Ahmet Çiğdem), Vadi: Ankara 

Bir Cevap Yazın