görsel Roma’da Gezilecek Yerler

Roma’ya yeniden gideceğimi biliyorum. Çünkü nereden başlayacağımı bilemediğim bu şehrin büyüsünü hiç unutmadım. Şehrin en güzel yanı bir çok Avrupa şehrinde de olduğu gibi, önemli yapılarının birbirine oldukça yakın ve yürüme mesafesinde olması. Nereden başlarsanız başlayın bir günde oldukça fazla yer görebiliyorsunuz…

İspanyol Merdivenleri

Roma1

İspanyol Merdivenleri; yukarısında Trinita dei Monti Kilisesi, aşağısında ise Pietro Bernini ve Gian Lorenzo tarafından inşa edilen Barcaccia Çeşmesi bulunan 135 basamaklı geniş merdivenlerdir. Bu merdivenler; 1723-1726 yılları arasında Francesco de Sanctis tarafından Kral XV. Lois için tasarlanmış.

İspanyol Merdivenleri; yıl içerisinde çeşitli gösterilere, açılışlara ve defilelere ev sahipliği yapıyor. Merdivenlerin adının ve merdivenlerin bulunduğu meydanın (İspanyol Meydanı / Piazza di Spagna) adının “İspanyol” olmasının nedeni ise hemen yakınlarında bulunan “İspanya Elçiliği”.

Bu arada aklınızda olsun bu merdivenlerde oturup yemek yemek yasak. Yakalanırsanız cezası var. Merdivenlerin hemen yakınında bulunan ve 1893 yılından beri hizmet veren “Babington’s Çay Evi”ne uğramadan da dönmeyin.

Roma’da İspanyol Merdivenlerine ulaşmak için; metro ile “Spagna” durağında inerek veya 116, 117 ve 119 numaralı otobüslere binebilirsiniz. Adres: Piazza di Spagna, Roma

Via dei Condotti

Via dei Condotti; İspanyol Merdivenlerinden aşağı doğru inen caddenin ismi. Burası Roma’nın Gucci, Prada, Valentino, Bulgari gibi en ünlü markaların mağazalarının olduğu, ayrıca otellerin, restoranların ve barların olduğu sokak. Ara sokaklarda mükemmel sokak sanatçılarına rastlamak da mümkün.

BVLGARI: Aslında bu markanın babası; Romalı mücevher ustası Sotirio Boulgaris. Sotirio Boulgaris 1880 yılında aile ismini, Bulgari olarak değiştirmiş; 1932 yılında kendisi vefat ettikten sonra ise oğulları markada yeniliğe giderek markalarının ismini Roman alfabesine uygun olarak “BVLGARI” ile değiştirmiş. Bugün en popüler mağazası; Via dei Condotti No: 10′da bulunuyor.

Kolezyum (Colosseum)

Özellikle de Spartacus dizisini izlediyseniz efsanevi Kolezyum (Diğer adıyla Flavianus Amfitiyatro)’u gezmeden dönmeyin.

Kolezyum; Roma uygarlığında; tiyatro ve opera gibi oyunların oynandığı, gladyatör ve vahşi hayvan dövüşlerinin düzenlendiği, çeşitli gösterilerin ve kutlamaların yapıldığı daire ya da elips biçimindeki, basamak şeklinde yükselen tribünleri bulunan bir kamu arenası.

Öncesinde Neron’un sarayının olduğu yere İmparator Vespasion tarafından 10 yılda inşa ettirilen Colosseum, MS 80 yılında Vespasion’un oğlu Titus tarafından tamamlanmış. 50.000 kişilik Colosseum’da 80 kapı ve iç koridorlar, acil durumlarda insanların birkaç dakikada tahliye edilebilecek şekilde tasarlanmış. Rivayete göre Titus, buranın mimarını kendisinden sonra daha görkemli yapılar inşa edemesin diye hayvanlara yem olarak vermiş… 100 gün 100 gece süren açılış oyunlarında 5 bin hayvan ve yüzlerce insan kurban edilmiş. Kullanıldığı 300 yıl boyunca ise 300 bin kişi can vermiş.

Gladyatörler genellikle savaşta esir düşmüş kölelerden seçilirmiş. Gladyatörlerle hayvanlar arasında yapılan dövüşlerde, aslan, kaplan, gergedan ve martı gibi yırtıcılar arenanın altındaki karanlık odalarda günlerce aç bırakılarak iyice vahşileşmeleri sağlanırmış. Hayvanlarla yapılan dövüşü kazanan gladyatörlere rudis, yani artık özgür olduklarını ifade eden tahta bir kılıç verilirmiş. Rudis kazanmasına rağmen dövüşlere devam eden ve başarılı olan gladyatörlere ise “ölümcül tehlikelerden savaşarak hayatta kalmayı öğretecek kadar iyi bilen kişi” anlamına gelen doctor ünvanı verilirmiş…

Dövüşler, gençlerin savaşçı ruha özendirilmesi açısından önemliymiş. Kadınlarsa ölen gladyatörlerin kanlarını biriktirerek bunlarla yapılan iksirlerin erkekleri kendilerine âşık edeceğine ve gladyatör ne kadar güçlüyse iksirin de o kadar güçlü olacağına inanıyormuş.

Bunun yanında dövüşlere gönüllü özgür insanlar, para ve şöhret kazanmak isteyenler ile hiç olarak ölmektense bir kahraman olarak ölmeyi yeğleyenler de çıkarmış. Kaybeden kişi, imparatorun başparmağını havaya veya yere doğru çevirmesiyle hayatta kalıp kalmamasına karar verilirmiş. Dövüşlerde kendini acındırmamak büyük erdemmiş.

Colesseum, gladyatör dövüşlerinin yanında, hayvan avcılığı, infazlar, savaşların yeniden canlandırılması, mitolojiye dayalı dramalar ve halk gösterilerine de ev sahipliği yapmış ve 2007’de Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri seçilmiş. Bir gün yolunuz Roma’ya düşerse, içerisini gezmeden dönmeyin. Gezerken Colosseum’un her yanında özellikle orta alanda, derin boşluklar olduğunu göreceksiniz. Bu boşluklar, demirin pahalı olduğu dönemde, Romalıların yapıdaki demirleri söküp çıkarmasından kaynaklanıyor. Ama büyülü havasından bir şey eksilmemiş.

Pantheon

Roma12

“Tüm tanrıların tapınağı” olarak adlandırılan Pantheon, Roma yapıları içerisinde en iyi korunmuş binalardan birisi. İlk başlarda içerisinde pagan tanrı heykelleri varmış, ancak daha sonra burası Katolik Kilisesi haline getirildiğinden heykeller yok edilmiş. Kubbesi 43 metre çapında betondan yapılmış, kubbenin ortasında daire biçiminde boşluk olmasına rağmen içeriye yağmur girmiyormuş.

Aşıklar Çeşmesi

Aşıklar çeşmesine hem akşam gittiğim için hem de ben gittiğim sırada orada tadilat olduğundan güzel fotoğraf çekemedim. Ancak elbette hem hayatımın aşkını bulmak hem de Roma’ya bir daha gelmek için para atmadan dönmedim 🙂

Aziz Petrus Bazilikası (Vatikan)

Vatikan‘da görmeniz gereken yerlerden birisi Aziz Petrus Bazilikası, diğer adıyla San Pietro Bazilikası. Kilisenin önünde uzun kuyruklar oluşmasına rağmen bu gözünüzü korkutmasın sıra çok hızlı akıyor. Vatikan’daki en göze çarpan bu Bazilika 60.000 kişi kapasiteli ve giriş ücretsiz. İçeri girdiğinizde de mükemmel bir sanat eserleri şöleni var. En çok dikkatinizi çekecek olan sanat eseri ise elbette Michelangelo’nun Pietà Heykeli. Heykel hakkında detaylı bilgi isterseniz Bir Dahinin Yaşamöyküsü: Michelangelo yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Sistina Şapeli

Aziz Petrus Bazilikası‘nı gördükten sonra ise Sistina Şapeli‘ni gezmeyi unutmayın. Şapel’de fotoğraf çekmek yasak olduğundan fotoğraf paylaşamıyorum. Ancak içerisinin tamamen Michelangelo eserleri ile dolu olduğunu ve muhteşem olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Roma sokaklarında çektiğim ve paylaşmak istediğim fotoğraflar aşağıda:

Roma4

Roma6

Roma8

Roma9

Roma11

🙂

Bir Cevap Yazın