görsel “Taht Oyunları” Kitabından Alıntılar

1. Kitap – Buz ve Ateşin Şarkısı

“Kılıcı, hükmü veren indirir. Bir adamın canını alacaksan, onun gözlerine bakıp son sözlerini dinleyecek cesaretin de olmalı. Bunu yapamıyorsan belki de ölmeyi hak etmiyordur hakkında hüküm verdiğin.” s.20

“Sana bir tavsiyede bulunmama izin ver.” dedi Lannister “Nereden geldiğini, kim olduğunu asla unutma, çünkü etrafındaki kimse unutmaz bunu. Kendi gerçeğini güce çevir. Böylece hakkındaki gerçek asla zayıf noktan olmaz. Gerçeğin senin zırhın olsun ki, kimse seni o gerçeği kullanarak incitemesin.” Jon kimseden tavsiye alacak durumda değildi. “Sen bir piç olmakla ilgili ne bilebilirsin ki?” “Babalarının gözünde bütün cüceler piçtir.” s.45

“Bazen eski yaralar asla tamamen kapanmazdı ve en küçük bir sözle yeniden kanamaya başlardı.” s.51

“Sana yemin ederim ki bir tahta oturmak, bir tahtı kazanmaktan katbekat zor.” s.53

“Burada kışlar öyle soğuk olur ki, insanın kahkahası boğazında donar ve boğarak öldürür adamı, der eskiler. Belki bu yüzden biz Starklar çok eğlenceli bir soy değiliz,” dedi Ned.” s.54

“Yapamıyorum,” dedi Bran. “Yapamıyorum. Yapamı…” “Nasıl bilebilirsin ki? Hiç denedin mi?” s.172

“Pek çok adam korkunç gerçekle yüzleşmek yerine, gerçeği görmezden gelmeyi tercih eder.” s.137

“Eğer bir adam göğsüne bir hedef tahtası boyamış geziyorsa er ya da geç biri o tahtaya ok fırlatacaktır.” s.218

“… Bir zamanlar gökyüzünde iki tane ay varmış ama bir tanesi güneşe fazla yaklaşmış ve sıcaktan çatlamış. Binlerce ama binlerce ejderha güneşe doğru savrulmuş ve alevleri yutmuş. İşte bu yüzden alev soluyorlarmış. Bir gün, gökteki bu ay da güneşe yaklaşıp çatlayacak ve ejderhalar geri dönecek.” s.255

“Ne tür bir adam kendisini korkak ilan ederdi ki?” s.278

“Ned, hiçbir şey söylemeden adama bakarak bekledi. Yıllar içinde, sessizliğin sorulardan daha çok cevap bulduğunu öğrenmişti. Bu da o anlardan biriydi.” s.297

“Her yara bir derstir ve her ders seni daha iyiye götürür.” s.310

“Bütün koridorlar bir yere çıkar. İçeri giren bir yol varsa, dışarı da çıkıyordur. Korku, kılıçtan derin keser.” s.361

“Gece çöküyor ve son nefesime kadar sürecek nöbetim başlıyor. Evlenmeyeceğim. Mülk edinmeyeceğim. Baba olmayacağım. Hiç taç takmayacak, zafer kazanmayacağım. Nöbette yaşayacak, nöbette öleceğim. Ben karanlıktaki kılıç, duvardaki gözcüyüm. Ben soğukta yanan ateş, şafak vaktindeki ışığım. Ben uyurları uyandıran nida, diyar halkımı koruyan kalkanım. Bu gece ve gelecek tüm gecelerde, hayatımı ve onurumu Gece Nöbetçileri’ne adıyorum.” s.439

“Yıllar bir adamın anılarına sülük gibi yapışıyordu, asla unutmamaya yemin edilmiş olanlara bile.” s.444

“Adilce başlayan bir günün bu kadar haksızca sona ermesi zalimce geliyordu ona.” s.452

“Ne kadar hızlı vurursanız vurun, kalayla demiri birlikte dövemezsiniz ama birlikte dövülmüyor olmaları kalayı değersiz kılmaz.” s.472

“Kırık kemikler zamanla iyileşiyordu ama bazı ihanetler iltihap yapıyor ve ruhu zehirliyordu.” s.504

“Taht oyununda ya kazanırsın, ya ölürsün. İkisinin arası yoktur.” s.511

“Kralın son mektubunu eline aldı. Altın mumla mühürlenmiş beyaz bir parşömen, birkaç kısa cümle ve kan lekesi. Zafer ve yenilgi arasındaki çizgi ne kadar inceydi. Ve ölümle yaşam arasındaki.” s.533

“Fakat kan, yeminden koyu akar, derler.” s.571

“Kahkaha korkunun ilacıdır.” s.623

“Tyrion gözlerini devirdi. ‘Starklar’ın altına ihtiyacı olursa Jaime’nin zırhını eritirler.'” s.642

“Çok sevdiğimiz şeyler felaketimizi hazırlar delikanlı.” s.654

“…Bir kadının aşkıyla kıyasladığında onurun ne kıymeti kalır? Kollarına aldığın yeni doğmuş bir bebekle kıyasladığında vazifenin ne önemi vardır? Ya da gülümseyen bir kardeşin hatırası aklına düştüğünde… Rüzgar ve kelimeler. Rüzgar ve kelimeler. Bizler sadece insanız ve tanrılar bizi sevebilen yaratıklar olarak tasarlamış. Sevgi bizim en büyük zaferimiz ve en büyük trajedimiz.” s.685

“Ortada korkacak bir şey yokken, bir korkak da herhangi bir adam kadar cesur olabilir.” s.686

“Eğer hayat değersizse ölümün kıymeti ne idi?” s.784

“Barış?” Tyrion kadehini elinde çevirdi. Şarabı bir yudumda içti. Yere fırlattığı kadeh bin parçaya bölündü. “İşte size barış Sör Harys. Sevgili yeğenim Kızıl Kale’nin duvarlarını Lord Eddard’ın başıyla süslemeye karar verdiğinde barış böyle kırıldı. Şu paramparça kadehten şarap içmek, Robb Stark’ı barış için ikna etmekten daha kolay olur. Savaşı o kazanıyor… yoksa fark etmediniz mi?” s.790

“Dönüp arkama bakarsam karanlığın içinde kaybolurum.” s.825

“Kış geliyor (winter is coming)…”

Bir Cevap Yazın