görsel Vedat Türkali: Hayatı ve Sözleri

Vedat Türkali’nin Hayatı:

Vedat Türkali, 13.05.1919 tarihinde Samsun’da doğar. Asıl adı Abdulkadir Pirhasan‘dır. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduğu yıl Merih Pirhasan’la evlenir ve ardından çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yapar. 1951’de tutuklanan Türkali, 9 yıl ceza alır ve 7 yıl içeride yatar. Ardından koşullu olarak serbest kalır. “Rıfat Ilgaz” ile “Gar Yayınları”nı kurduktan sonra 1960 yılında senaristliğe başlar. 1965’te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü alır. Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda birinci olur, 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanır ve 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görülür. 29 Ağustos 2016’da ise Yalova’da vefat eder. Kendisiyle yapılan bir röportajdan derlenen şu belgesel ile onu bir nebze daha yakından tanımak mümkün:

Vedat Türkali’nin Eserleri

“Bir Gün tek Başına” (1974), “Mavi Karanlık” (1983), “Tek Kişilik Ölüm” (1989), “Güven” (1999), “Yeşilçam Dedikleri Türkiye” (2001), “Kayıp Romanlar” (2004), “Yalancı Tanıklar Kahvesi” (2009) ve “Bitti Bitti Bitmedi” (2014).

Vedat Türkali’nin sözleri ve kitaplarından alıntılar:

“Biliyorum bir gün karanlıkta kesecekler yolumuzu. Ya siz çocuklar? Nasıl anlatmalı sizlere olup bitecekleri. Çocuklar bizim dediğimiz, yüzümüze utanç duymadan bakmaktır. Mal değil, mülk değil istediğimiz. Size namuslu bir dünya bırakmaktır.”

“Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki, içimden bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür.”

”Kaplumbağa olacağım gene. Kabuğuma çekilip burnumun ucuyla gözetleyeceğim çevreyi. Buraya gelirken öyle dememiş miydim; niye döndüm? Dönmedim. İşte, söylüyorum gene. Yetti be. Bu pis, bu rezil, bu kanlı dünyada sevginin de yeri yok, sevecenliğin de. Hepsi bela kişinin başına. Seveceksen kendini sev!” Mavi Karanlık.

“Öğretmenlikte böyle rahat oldu mu hiç? Paramız bitiverirdi daha ayı yarılamadan. Kasaba borç, bakkala borç, Nermin yüzünü kızartıp annesinden bir şeyler koparır, açıklar kapanır bir süre. Sonra yine.. Ama içimle barışıktım. Halkın yoksulluğunu duyuyorduk. Savaşıyordum da.. Sevsinler savaşını.. Zengin, fakir çocuklarına tam bir eşitlikle Fuzuli, Yahya Kemal öğretiyordun! Hiç değilse kendimi aldatıyordum, şimdi o da olmuyor! “İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.” İşte senin afyonun!” Bir Gün Tek Başına

“Bir kadına böylesine bağlılıkla yaşanan güzellik devrimci için engelse, asıl devrimcilik korkup uzak durmak değil, gereğinde alnının akıyla geçebilmekti o sınavı. Böyle bir deneyimin eksikliğini aşma özverisi göstermiş biri, onu hiç tatmamışlarla bir tutulabilir miydi?” Yalancı Tanıklar Kahvesi

“Biriyle konuşup bölüşmedin mi, en güzel anılar boynu bükük öksüz çocuklar gibi kalıyor.” Güven

“Onlar gibi düşünmedin mi, suçlu olacaksın. Hırsıza hırsız, katile katil demeyeceksin. Ya ortak olacaksın ya göz yumacaksın her yaptıklarına. Ölmek kötü değil ki bundan… Bu ne rezil dünya? Yükseklerden, kırmızı ışıklan parlayıp sönen bir uçak geçiyordu. Düşme tehlikesine aldırmadan ne güzel uçuyor… Dünya bu işte.”

“Düşündüğünü söylemekten korkmaya başladı mı kişi, Düşünmekten de korkmaya baslar..!”

“İnsan alçaklığının sınırı yok demiş Einstein; Ehrenburg’un anılarında mı okumuştu ne? Yüceliğinin sınırı var mıydı ki?” Kayıp Romanlar

Bir Cevap Yazın