görsel Yaşamın ve Teknolojinin Karanlık Yüzü: Black Mirror

Her bölümde farklı bir konu işleyen, ileri teknolojik konuları ile insanı büyüleyen distopik bir dizi önerimiz var: Black Mirror.

İleri teknolojilerin hayatımıza girmesiyle birlikte yaşanabilecekleri en karanlık tarafıyla anlatan dizi; her bölümde farklı bir konuyu ele alması ve konusunu temelde teknolojiden seçmesine rağmen bireysel gerçeklikleri de en konsantre ve derin haliyle işlemesiyle mükemmeliyetini kanıtlamıştır. Sonuçta bir Netflix dizisi. Kara komedi olarak adlandırılan dizinin bölümleri ile ilgili olabildiğince spoiler-sız küçük bilgiler ise şöyle:

Sezon 1

S01, Bölüm 1. The National Anthem: İngiltere Başbakanısınız ve bir sabah uyandığınızda İngiltere Prensesinin kaçırıldığını öğreniyorsunuz. Prensesin sağ kurtulabilmesi için ise tek bir koşul var: Canlı bir televizyon yayınında bir domuzla ilişkiye girmeniz. Ne yapardınız? Bu bölüm işte bu handikapla başlıyor…

S01, Bölüm 2. Fifteen Million Merits: Dört tarafı ekranlarla kaplı tamamen kapalı bir ortam. İnsanlar, sabahtan akşama kadar bisiklet pedalı çevirerek enerji üretiyor ve bu şekilde puan topluyor. Puanların karşılığında elde edilenler ise yine sanal gerçekler. Ancak bu kadar sanallığın arasında bile sevgi, aşk ve umut gibi insani duyguları silemezsiniz…

S01, Bölüm 3.: Tüm hayatınızın gözünüze yerleştirilmiş olan bir çipe kayıt edildiğini ve istediğiniz zaman bu kaydı geri sararak, istediğiniz bir zaman dilimde gördüklerinizi izleyebildiğinizi düşünün. Güzel olurdu elbet ama sakıncaları da var… Not: 1. sezon içerisinde en beğendiğim bölüm diyebilirim.

Sezon 2

S02, Bölüm 1. Be Right Back: Ölen bir kişinin tüm sosyal medya hesaplarının, maillerinin, fotoğraf ve ses kayıtlarının kullanılarak, kişinin sanal halini ortaya çıkaran ve bu şekilde sevdiklerinin onunla yazışmasını ve konuşmasını sağlayan bir hizmet düşünün. İşte bu ilginç bölümde bu düşünülmüş… Ve bu hizmetten yararlanan bir kadının dünyası anlatılmış. Elbette olay sadece kadının yaşadıkları değil, internet üzerindeki bilgilerimizle yapılabileceklere de bir komplo teorisiyle cevap niteliğinde…

S02, Bölüm 2. White Bear: Bir sinyal aracılığıyla, her şeyi, her anınını telefona çeken, paylaşan, her şeyi telefondan izleyen bir insanlık düşünün. Günümüzde sık karşılaştığımız bir durum da diyebilirsiniz ama burada durum biraz farklı. Hatta insanı oldukça gerecek ve sinirlendirecek kadar…

S02, Bölüm 3. The Waldo Moment: Bir çizgi karakter olan Waldo, bazı politikacılara karşı ağır ve hakarete varan eleştiri ve taklitler yapmaktadır. Halk ise empati yapmak yerine Waldo’yu baş tacı yapar ve hatta Waldo’nun seçimlere katılmasına karar verilir. Bölümün politik tarafını geçin, Waldo’yu yaratan/seslendiren kişinin gerçek dünyası ise teknolojinin çözemeyeceği sorunlarla başbaşadır.

Sezon 3

S03, Bölüm 1. Nosedive: Sosyal medya manyaklığını en net işleyen bölüm diyebiliriz. Tüm yaşamınızın online bir programda aldığınız yıldıza göre belirlendiği bir dünyada çocukluk arkadaşınız +4 yıldızlı yaşarken sizin daha diplerde olduğunuzu düşünün. Arkadaşınıza yetişmek için daha çok yolunuz var ve bu yolda hiç hata yapmamalı herkese kendinizi beğendirmeli ve sevdirmelisiniz. Lacie gibi…

S03, Bölüm 2. Playtest: Oynayan değil, sizi oyunun içine alan teknolojilerin zamanındayız. Hem de, size takılan bir implant sayesinde sinir merkezinize inerek gerçek korkularınızı öğrenen ve bunu size uyun içinde sunan bir korku oyunu. Yani tamamen kendi korkularınızdan oluşan bir korku oyunu… Senaryo yok, kurgunun nasıl şekilleneceği ve nasıl sonlanacağı tamamen size bağlı… Oldukça etkileyici değil mi?

S03, Bölüm 3. Shut Up and Dance: Mükemmel bir bölüm daha… Klasik bir “Videon elimizde, söylediklerimi yapmazsan internete koyarım” vakası… Ancak hiç de klasik olmayan bir kurgu ve son…

S03, Bölüm 4. San Junipero: Bu bölüm sanırım dizinin en ütopik bölümü. Gerçekten de tamamen sanal bir dünyada yaşamak mümkün mü? bilemeyiz ama konuya bakılırsa böyle bir gelecek hayali var. Ölümün olmadığı, hep genç kaldığınız ve istediğiniz zaman dilimine gidebildiğiniz… Neden olmasın…

S03, Bölüm 5. Men Against FireTeknoloji gelişir de savaş gelişmez mi?  “Maske” denilen bir mekanizma ile göreceğiniz, duyacağınız ve tadabileceğiniz her şeyi kontrol edilebilen bir sistem düşünün. Bu sistemden askerler üretiyorsunuz. Ve insanlığın nihai yararı için her yol mubah…

S03, Bölüm 6. Hated in the Nation: Ölmesini istediğiniz kişileri #DeathTo etiketi ile yazıyorsunuz ve o gün 17:30’da günün en fazla #DeathTo etiketi alan kişisi ölüyor. Olay; nefret ettiğiniz bir siyasetçi veya azılı bir suçlu için olursa sempatik gelebilir ama işi çığırından çıkarak olaylar da mutlaka olacaktır…

Keyifli seyirler 🙂

One comment

Bir Cevap Yazın