görsel “Yekpare” ile Müzik Üzerine

Yekpare3

“Müziğin etkisiyle dünyanın ve bütün kültürlerin üzerinde uçmayı hayal ederken, bir yandan da derinlere ineriz içimizde. Tezattır birbirine, ancak ruhları birleştirebilecek kuvvetli duygular oluşur – sessizce –“

sözüyle kendini tanımlayan güzel grupla küçük bir sohbet yaptık. Söyleşiyi okurken bir yandan “Nyra“yı da dinleyebilirsiniz…

1. Sizi tanımayanlar için “Yekpare” kimdir? Grup üyeleri kimlerdir? Grup üyelerinin eğitimleri ve özel uğraşları nelerdir?

Yekpare, şu an için Burak Malçok (ney ve elektronikler), Gülşah Erol (çello) ve ben Serkan Alkan’ın (gitar ve elektronikler) bir arada devam ettiği, henüz tek albümü yayımlanmış, ikincisi için çalışmaların devam ettiği, içerisinde sadece sevdiğimiz sesler, melodiler ve zeka pırıltıları olsun diye uğraştığımız (sadeleştirdiğimiz) müzikleri barındıran, icra eden, yayınlayan ekip.

Gülşah ve Burak, ekipteki akademik geçmişi olan ve enstrümanlarında son derece başarılı olan ikili. Ben ise sanatta akademik sürecin faydasının, tesadüflerin ötesine geçemeyeceğine inanan ve herhangi bir enstrümana yeterince hakim olmayan fakat araştırma ve çalışmalarına bilgisayar ile devam eden kişiyim.

Her birimiz müziğin evrimini tutkuyla takip edip, bu sürece katkı sağlayacak dokunuşlar yapma peşindeyiz.

2. Grup üyeleri olarak ne zaman ve nasıl bir araya geldiniz?

Burak ve ben 2011 Mayısında ikili olarak bir performans gerçekleştirdik. Genç Klasikçiler Festivalinin kapanış gününde 3 parçalık bir performanstı. Hem biz hem dinleyenler çok haz alınca bu oluşuma devam edelim dedik.

2012’de Gülşah’ı da yanımıza alıp ilk albümün çalışmalarını tamamladık.

3. Müziğinizi nasıl tanımlarsınız? Ne zaman birine dinletsem tasavvuf müziği mi diyor?

Tasavvuf kelimesiyle anılmak pek çekici değil, hatta anlamsız. Tasavvuf bir felsefe, bir evreni algılayış biçimi. Ve çok geniş. Bence tasavvuf müziği diye bir şey yok. Sırf içerisinde ney sesi var diye ilk akla gelen çağrışım ile sınıflandırılıyor. Akustik gitar ve ıslık sesi bir arada olan bir müzik için de kovboy müziği başlığını atabilirsiniz aynı şekilde. İnsanlar tanımlamayı seviyor. Kendilerini daha güvende hissettiriyor sanırım. Bir de tabi herkes bilgisi kadar yorum yapabiliyor.

4. Müziğinizde sadece analog enstrümanlar mı kullanıyorsunuz? Bilgisayar teknolojisinden yararlanıyor musunuz?

Çello ve ney şu an için müziğimizin tek analog enstrümanları. Gerisi büyük ölçüde bilgisayar yardımıyla oluşturulmuş sesler. Tabi bu sesler içerisinde günlerce uğraşılmış sample edilmiş canlı ses kayıtları, synthesizer patch’leri ve tonla otomasyon gibi bir sürü el emeği söz konusu. Bunu şu sebeple söylüyorum, bilgisayar var dendiği zaman sanki bilgisayar otomatik yapıyor her şeyi, insanın kararları ve emekleri yokmuş gibi bir algı oluşuyor, özellikle de eski jenerasyon tarafında. Bilgisayar bir tesis aslında, bir laboratuvar, bir makas, masa, iğne, cetvel…  Bu olanaklardan faydalanarak yapılan alt yapı üzerine, çello ve ney bazen tek tek bazen birlikte doğaçlama denemeler yapıyor. Hepimizin sevdiği bir tat çıktığında onu temel alıyoruz, modifiye ediyoruz ve gerekliyse altyapıyı yeniden düzenliyoruz. Genelde yöntem bu bizim için. Bazı parçaların enstrümanları konser sırasında  bambaşka şekilde çalınıyor.

5. Tarzınızı koşullar mı belirledi yoksa siz koşullarınızı tarzınıza mı uydurdunuz?

Burak çok değerli bir insan benim için. Ortak müzikal zevklerimiz de fazlasıyla var. Ney üfleyişi ise bence mükemmel, hatta eşsiz. Gönül isterdi ki üç beş tane daha enstrümanı o seviyede çalsın. Burak’la bir şeyler yapmak çok güzel. Yekpare’de herkes yapabildiğini ortaya koyuyor.

6. Yeni albüm planınız hakkında biraz bilgi verirmisiniz? Bir önceki albümle benzer ve farklı yönleri neler olucak? Tahmini ne zaman çıkar?

İki senedir niyetliyiz aslında. Geçen sene birinci parçayı tamamladık. Yeni arkadaşlarımızın katkıları söz konusu. Barış Demirel (Barış Tık Mı), Umay Umay bir aksilik olmazsa bizleri onurlandıracak. Çıkış hiç belli değil. Belki çıkamayabilir bile.

7. Müzisyen olmak uzun süre ve ciddi uğraş gerektiriyor. Türkiye’de müzisyen olarak harcadığınız emeğe karşılık aldığınızı düşünüyor musunuz?

Evet ben düşünüyorum. Her şeyin karşılığını her ülkede alıyor insan. Ha maddi olarak bir karşılığı derseniz ona emin değilim.

8. Müzisyenlik hayatınızı hangi açılardan doyuruyor. Mesela müzisyen olmak sizi daha sosyal yapıyor mu? Ya da müzisyen olduğunuz için, dahası bana göre hisli bir müzik yaptığınız için daha duygusal bir ruh dünyasına büründüğünüzü düşünüyor musunuz? Ya da daha mı hissizleştiniz?

Her insan kendi içinde her karakteri barındırıyor. Farklı miktarlarda da olsa.. Her karakter her tür müziği ortaya çıkarabilir, hile yaparak da olsa. Bence müzik değil esas olan. Üretmek, dostça üretmek, keyif almak, yenilik katmak gibi değerler. Bunlar bir araya geldiğinde para ediyorsa ediyordur. Ediyorsa da, etmiyorsa da iki seçenek var; ya devam edersiniz ya bırakırsınız. Hiçbir seçenek yanlış değil. Böyle bir müzik yaptığım için  eminim iç dünyamda bir şeyler etkileniyordur. Aynı şekilde böyle bir ruhum ve karakterim olduğu için bu müzikleri çıkarıyorumdur. Ama asla bu demek değil ki derin müzik yapıyorum derinim veya derinleşiyorum ya da tam tersi, bu kadar derin müzik yapa yapa sığlaştım. Bence böyle çalışmıyor sistem.

9. Bu akşam elime bir kadeh kırmızı şarap alacak olursam bana eşlik edecek sizce en güzel 5 şarkıyı önerir misiniz?

Bent – Swollen

Hess is More – Yes Boss

Massive Attack – Tree

Vive La Fete –  Noir Desir

She Past Away – Ruh

Bir Cevap Yazın